AKP ÇIKMAZ SOKAKDA
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

AKP ÇIKMAZ SOKAĞIN BAŞINDA
Durmuş Yılmaz

    Adalet ve Kalkınma Partisi son 50 yılın en büyük Meclis çoğunluğuna sahip bir iktidar olarak 50. ayını tamamladı.3 Kasım 2002 seçimleri, Seçim yasamızdaki "Yüksek Baraj" dolayısıyla, demokrasi açısından önemli bir kusur olan "Temsil Sorunu" yaratmıştı. Hatırlanacağı gibi, %10'luk seçim barajını ancak AKP ve CHP geçebilmişti. Bu iki partinin aldığı oy ise toplam olarak %54 idi. Demokrasinin en genel tanımı, Halkın Yönetime katılması demektir. Yani, yönetimi halk belirler, halk denetler ve halk değiştirir. Oysa 2002 seçimlerinde genel seçmenin %46'sının oyu Meclise yansımamıştı. Başka bir ifadeyle, halkın %46'sı yönetimin dışında kalmıştı. Bu durum Anayasa'nın 67. maddesine de açıkça aykırı idi. Söz konusu madde " Seçim kanunları temsilde adalet ve yönetimde istikrar ilkelerini bağdaştıracak biçimde düzenlenir" demektedir. Oysa %10'luk seçim barajı getiren yasa, 2002 seçimlerinde %46 oyu, yani yaklaşık 20 milyon seçmen vatandaşın yönetime katılmasını engellemiştir. Birinci çarpık durum bu idi. İkinci çarpık durum daha da vahimdi. O da, %34 oy ile barajı geçmiş olan AKP, kazandığı 365 milletvekilliği ile TBMM'nde %66'lık bir çoğunluğa sahip olmuştu. Demokrasi adına asla savunulamayacak bu çarpık tablo, iktidar mensupları tarafından "bu yasaları biz yapmadık.", "Kural her parti için aynıdır." gibi ifadelerle savunulmaya çalışılmıştır. Fakat bir şey de gözden kaçmamıştır: Son 50 yılın en büyük Meclis çoğunluğuna sahip iktidar, Türkiye'nin temel sorunlarının hiç birisine el atamamıştır. Sebebi gayet açıktır: AKP iktidardır, fakat muktedir değildir. Zira iktidarın gerçek sahibi halktır. Halktan güç almayan bir parti iktidar olur fakat muktedir olamaz. AKP bu durum için Demokrasi Tarihi kitaplarına geçecek bir örnek teşkil etmiştir.
    Bu Giriş'ten sonra yazının başlığına dönelim ve AKP'nin neden çıkmaz sokağın başına gelmiş olduğunu açıklamaya çalışalım. 16 Nisan 2007 tarihinde Cumhurbaşkanlığı seçimi başlayacaktır. Beklenen gelişme Başbakan Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olmasıdır. 15 Nisan tarihi AKP açısından çok önemli bir kırılma noktasıdır. Bu durum için 2 senaryo vardır:
1.    Başbakan Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olacaktır.
2.    Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmayıp güvendiği bir başka ismi seçtirecektir.
Şimdi bu iki senaryoyu irdeleyelim. Birinci durumda Erdoğan partisinin başından ayrılacaktır. 1989'da Özal ANAP'ın başından ayrılınca 1991 seçimlerinde ANAP 3.lüğe düşmüştü. 1993'de Demirel partisinin (DYP) başından ayrılınca da arkasından gelen ilk seçimde, 1995, DYP ciddi oy kaybına uğramış ve ikinciliğe düşmüştü. Başka izaha gerek yok. AKP de aynı akıbete uğrayacak demektir. Zira, AKP de tıpkı ANAP ve DYP gibi lider partisidir. Yani liderin oyu partinin oyundan öndedir. Demirel ve Özal'da olduğu gibi. AKP de tıpkı ANAP ve DYP gibi lider karizmasına dayalı partidir. Kurumsallaşma henüz olmamıştır. Lider ayrılınca partinin oy kaybetmesi kaçınılmazdır. Bu durumda Erdoğan cumhurbaşkanı olsa bile partisi iktidarı kaybedecektir. Bu sonucu gören AKP milletvekillerinin önemli bir kısmının Mayıs ayında bir "Karar Eşiği"ne gelmiş olacaklarını söylemek yanlış olmaz. İstifalar başlayabilir.
İkinci senaryoya göre: Erdoğan cumhurbaşkanı adayı olmayıp bir başka ismi seçtirirse, kendi radikal tabanında güven kaybedecektir. Zaten, Türban, İmam Hatip Liseleri, Katsayılar, YÖK.gibi iç siyaset konularında; Kıbrıs, AB, Irak gibi dış siyaset konularında başarısızlığa uğramış olan Erdoğan, rakiplerinin itirazlarından korkarak cumhurbaşkanı adaylığından vaz geçerse kendi tabanında "Güvenilmez Lider" damgası yemekten kurtulamayacaktır. Bu durumda Kasım 2007 seçimlerinde oy kaybetmesi kaçınılmazdır. Bütün bunlara Erdoğan'ın siyasal müktesebatında yer alan negatif değerler de eklenecektir. Diğer taraftan, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel değerleri olan, Laiklik, Üniter Yapı, Türklük, Türk Milliyetçiliği. gibi değerlerle olan anlaşmazlığı ve bunun sonucunda TSK, Cumhurbaşkanlığı, Anayasa Mahkemesi, Danıştay, YÖK gibi devletin hemen her kurumu ile kavgalı oluşu da bunlara ilave edilecek olursa Erdoğan'ın cumhurbaşkanı adayı olması da olmaması da AKP'de ciddi bir erozyona yol açacaktır. Biz bu durumu geri dönüşü olmayan bir Çıkmaz Sokak olarak görüyoruz. AKP süratle o sokağa doğru ilerliyor. Gerginliği tırmandırıyor. Siyasal kavgayı körüklüyor. Devletin kuruluşuna esas teşkil eden temel felsefeyi yani Türk Milliyetçiliğini suçlu ilan ediyor. Nutuklarında kontrolden çıkıyor, üslubu bozuluyor, saldırgan bir tavır takınıyor.
    AKP, çıkmaz sokağa doğru hızla ilerliyor. Fakat durmak için vakit geçmiş değildir. Eğer 3 akıllı danışman bulunursa sonuç değişebilir. Bunlardan biri Erdoğan'a; biri Arınç'a; biri Gül'e lazımdır.

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695226
Bugün :   178
Aktif :   178

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com