ERMENİ MESELESİ VE TARAFLAR
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 
ERMENİ MESELESİNDE ÜÇÜNCÜ TARAFLAR
ve
BİR ÖNERİ

    "Ermeni Meselesi" Türk ve dünya gündemini meşgul etmeye devam ediyor. Türkiye'nin bu konu üzerinde hassas olduğunu gören her devlet bir anlamda "Türkiye'nin yumuşak karnı"nı keşfetmiş gibi hemen her tarafta "Ermeni Soykırım Anıtları" açmaya başladılar, ya da gittikleri her yerde daha önce açılmış bulunan bu anıtları ziyaret edip özel deftere Ermenileri memnun edecek yazılar yazmaya başladılar. Bundan 2 ay kadar önce Ermenistan'ı ziyaret eden Fransa Devlet Başkanı Jacques Chirac Erivan'da aynı şekilde davrandı. Zaten 25 kadar Avrupa devleti (çoğunluğu AB üyesi) parlamentolarında "Ermeni Soykırımı"nı tanıyan kararlar almış, Fransa ve İsviçre gibi bazı ülkeler de konu ile ilgili Ceza Kanunlarında değişiklikler yapmış ve "Soykırım" iddiasının aleyhine beyanda bulunanları cezalandırma sürecine girmişlerdir. Bu durumun giderek daha da yaygınlaşacağını ve birkaç seneye kadar dünyanın pek çok ülkesinde benzer uygulamaların yaşanacağını tahmin etmek zor değildir. Geçtiğimiz Cumartesi günü Güney Kıbrıs'ı ziyaret eden Ermenistan devlet Başkanı Koçaryan, Larnaka şehrinde Rum Yönetiminin dikmeye karar verdiği Soykırım anıtının temel atma törenine katıldı ve Türkiye'yi suçlayan ağır ifadeler kullandı. Güney Kıbrıs, Polonya, Avusturya, İsviçre, Hollanda vs. Esasen Ermeni Meselesiyle hiçbir ilgisi olmayan bu ülkeler Türkiye karşısında tavır almaktan asla çekinmiyorlar. Çünki çok iyi biliyorlar ki, Türkiye Avrupa devletleri karşısında " Eksikli"dir. Onlara açıkça karşı çıkamaz. Eğer öyle bir şey yapacak olursa, mesela "Mütekabiliyet" kurallarını işletecek olursa onlar da AB müzakerelerinde Türkiye'yi sıkşıtıracaklardır. Yani onlar şimdilik daha avantajlı gözükmektedirler.
    Peki, bu durum hep böyle sürüp gidecek midir? Onlar hep üstün, Türkiye hep zayıf mı olacaktır? Mesela: Kıbrıs Rum Yönetimi Ermeni Soykırım anıtı dikince buna Türkiye'nin her hangi bir şey demesi mümkün değil midir? Ya da çok mu zordur? Konuyu "Kıbrıs Meselesi'nin Çözümü" ile bağdaştırmak bize çok mu zarar verir? Bu sorular çoğaltılabilir. Fakat biz bu yazımızda farklı bir görüş ortaya koyacağız. Şöyle ki: Dünya'da yüzlerce devlet var. Bizim de bunların hemen hepsi ile diplomatik, ticarî, kültürel, ekonomik vb. hemen her alanda ilişkilerimiz var. Ermeni Meselesi başta olmak üzere bir kısım hassasiyet kazanmış konularda bu ülkelerin hangisinin ne şekilde tavırlar aldığını Dışişlerimiz elbette biliyordur fakat halkımızın tek tek bilmesi mümkün değildir. Diğer taraftan Fransa, Meclisinde Türkiye'nin aleyhine böyle bir karar aldı.İsviçre başka türlü bir karar aldı.Güney Kıbrıs Soykırım anıtı dikti vs. Bu ülkelerin hepsine karşı ayrı ayrı ve çok çeşitli tepkiler vererek onlara karşı mücadele yapamayız. Bu bazen çelişkili de olabilir. Bir ülkeye başka türlü diğerine başka türlü davranmak durumunda da kalabiliriz. Bu durum bazen halkımız ile veya Sivil Toplum Kuruluşları ile yöneticilerimizi karşı karşıya getirebilir. Oysa genel ve net bir tavır belirlesek ve ona göre hareket etsek her halde daha sağlıklı olur. Mesela: Türkiye Büyük Millet Meclisi bunlara karşı kapsayıcı bir karar alsa ya da bir Yasa kabul etse. Örneğin:"Türkiye'ye Karşı Hasmane Tutum İçinde Olan Devletlere Karşı Yapılacak Düzenlemeler Hakkında Yasa". Mesela bir ülke Ermeni Sokırım anıtı dikmiş ve Türkiye'yi soykırım yapmakla suçluyorsa bu devlet Türkiye'ye karşı hasmane bir tutum içinde demektir. Buna yasa ile belirlenmiş müeyyideler uygulanır. Mesela devlet ihalelerinden çıkarılabilir, vize konabilir, ticarî ilişkiler azaltılabilir, ithalattada 2. derceye indirilebilir vs. Bunun şu faydası olur: Bir devlet Türkiye aleyhine böyle bir uygulama yapar veya yapmaya niyetlenirse en azından bunun kendisine de ne şekilde zarar vereceğini bilir. Ayrıca bu durum, yasa ile belirlenmiş olduğu için de tek tek Bakanların, iş adamlarının, kurumların ve hatta hükümetlerin insiyatifine bırakılmamış olur.
    Sonuç: Eğer böyle bir yasamız olsaydı, Güney Kıbrıs Rum Yönetimi Larnaka'da Ermeni Soykırım anıtı açtığı zaman Türk liman ve hava alanlarının kendisine kapanacağını bilir, adımlarını ona göre atardı. Ermenistan devleti de Türk sınırların açılmasını ve sınır ticaretinin başlatılmasını istemezdi. İsviçre, Fransa vb. ülkeler de adımlarını ona göre atarlardı. Biz de, kafalarımıza zorla sokulan "Avrupalılar güçlü biz zayıfız. Biz onlara muhtacız. Onlar yardım etmezlerse biz yaşayamayız...gibi aptalca düşüncelerden biraz olsun kurtulur, kendimize güvenmemiz gerektiğini öğrenmiş oluruz.
    Bu konuda okuyucularımın düşüncelerini öğrenmek istiyorum. Eğer, durmusyilmaz.com adresinden Web sayfama girip bu yazıma görüş ekleme yaparlarsa çok memnun olacağım. Onlardan gelen düşünce ve önerileri köşemde yayınlayacağım..

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695056
Bugün :   8
Aktif :   8

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com