AB VE ERMENİ MESELESİ
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

TÜRKİYE-AB İLİŞKİLERİ VE ERMENİ MESELESİ
Durmuş Yılmaz

Son günlerde Türkiye-AB ilişkileri yeniden gerilmeye başladı. Fransız parlamentosunun 2001 yılında Ermeni diasporasının iddiası olan "Soykırım"ı tanıma kararından sonra , şimdi de aynı kararın uygulaması olarak soykırımın inkarını suç sayan ve kabul etmeyenlere 1 yıl hapis ve 45 Bin avro para cezası öngören Kanun teklifini önümüzdeki 18 Mayıs tarihinde görüşmeye başlayacak. Her ne kadar 8 Mayıs'ta teklif red edilmişse de Genel Kurul'da gündeme alınarak görüşülmeye başlayabilir. Bu hafta Fransa'dan başka Belçika parlamentosunda da benzer bir kanun teklifi vardır. Belçika da Ermeni Meselesinde Türkiye'yi sıkıştıracak bir karar alma yolundadır. Diğer taraftan Fransa'nın Marsilya ve Lyon şehirlerinde dikilmiş olan "Ermeni Soykırım Anıtları"na yenilerinin eklenmesi düşünülmektedir. Yakın zamanda Paris'de bir anıt yapılması gündeme gelecektir. Yunanistan da bu kervana atılmış ve Selanik'te, hem de Başbakan Erdoğan'ın Selanik'de olduğu günde "Pontus Soykırım Anıtı"nı açmıştır. Bu böyle devam edecek ve önümüzdeki günlerde, aylarda ve yıllarda Avrupa devletleri arka arkaya yasal düzenlemeler yaptıktan sonra anıt, heykel vs.lerle Türkiye'yi suçlayıcı tavırlarını sürdürecekler, kendi kamuoylarını Türkiye ve Türkler aleyhine tahrik edecekledir.
    Türkiye olarak önce şu soruyu kendimize soralım ve cevabını düşünelim: Bu böyle ne zamana kadar devam edecek ve sonu nereye varacaktır? Sorunun şu anda net bir cevabı yoktur. Fakat iki şey söylenebilir:1. Nereye varırsa varsın, onlar ne yaparlarsa yapsınlar, biz işimize bakalım ve önemsemeyelim. 2. Türkiye olarak bu güne kadar uyguladığımız siyaseti değiştirelim ve bu "Anti-Türk" kampanyayı durduralım. Eğer birinci seçeneği benimsemişsek her şeye boş vermekten başka yapacak bir şey yok. Fakat ikinci seçeneği benimsemişsek o zaman yapacak çok şey var ve de fazla zaman yok. Zira, önümüzdeki yaz aylarından itibaren Tarama Süreci biten dosyaların müzakereleri başlayacağı için Türk görüşmeci heyetinin karşısında ciddi bir Ermeni ve Rum lobisi bulunacaktır. Onları aşmak çok zor olacaktır.
    Ermeni diasporasına, yakın bir zamanda Rum ve Yunan diasporası da eklenecektir. Zira, Avrupa'da ve özellikle de Amerika'da yaşayan Rum asıllı işadamları ve sermaye grupları AB müzakerelerinde Türkiye'den istedikleri tavizleri alabilmek için ciddi hazırlık içindedirler. Yunanistan 12 millik karasuları kararını ve Kıbrıs'ta arzu ettiklerini Türkiye'ye kabu ettirebilmek için uygun zamanı kollamaktadır.
    O halde Türkiye ne yapmalıdır? Önce Ermeni Meselesinde bu güne kadar izlediğimiz yolu değiştirmeliyiz Türkiye hem akademik hem de politik ağızdan bu güne kadar "Ermeni meselesini tarihçilere bırakalım" demekten başka bir şey yapmadı. Bu satırların yazarı da dahil Türk tarihçileri Ermeni meselesini bütün ayrıntılarıyla ortaya koyduk Türkçe ve Batı dillerinde bir çok yayın yaptık. Fakat ne oldu? Bizim yayınlarımızın 10 katı belki yirmi katı Avrupa dillerinde yayınlar yapıldı. Gerçekleri anlatanlar, iftira ve karalamaların yanında devede kulak kaldı. Bırakın Türk Tarih Kurumu Başkanı sayın Yusuf Halaçoğlu'nu, Amerikalı meşhur Tarihçi Justin Mc Carty bile kendisini dinleyecek kimse bulamadı. Hatta böyle tarihçilerin Avrupa'da serbestçe dolaşmaları bile yasaklandı. Şimdi Türk Tarih Kurumu Başkanı Halaçoğlu İsviçre'ye gidemiyor. Justin Mc Carty, Fransa'ya giremiyor. O halde bu politika iflas etmiştir. Buradan elde edilecek bir sonuç kalmamıştır. Alınabilecek olan alınmış, fakat derde derman olmamıştır. Öyleyse Türkiye tavrını değiştirmeli ve meselenin tarihi değil, politik yönünü öne çıkarmalıdır. Çünkü, "Arşivlerimizi açalım, ortak komisyonlar kuralım." türünden açıklamalar, Türk vatandaşı olan bir kısım tarihçi ve yazarları bile ikna etmeye yetmemiştir. Avrupa parlamentolarının muhatabı TBMM'dir. Tarihçilerin muhatabı da tarihçiler. Avrupalı tarihçilerin iddialarını ve kitaplarını bilimsel eleştiriler yaparak çürütmek elbette Türk tarihçilerinin görevidir. Fakat parlamentoların aldıkları kararları da aynı şekilde cevaplandırmak milletvekillerimizin görevidir. Herkes kendi muhatabı ile meşgul olmalıdır.
    Bir husus daha vardır ki, bu güne kadar çok ihmal edilmiştir. Avrupa Türkleri. Fransa'da yaşayan Ermenilerin sayısı ile Türklerin sayısı eşit, hata belki Türkler daha fazladır. Fakat Türklerin siyasal ağırlığı olmadığından Ermenilerin dedikleri olmaktadır. Belçika'da ise Türkler Ermenilerin iki katından daha fazladır. Orada da durum aynıdır. Almanya ise söylemeye gerek yok, bütün Avrupa'da yaşayan Ermenilerin üç veya dört katı Türk, Almanya'da yaşamaktadır. Fakat Türkiye Avrupa Türklerini siyasal ve ekonomik bir güç olarak hiçbir zaman kullanamadı ve kullanamamaktadır. Avrupa Türkleri ile neler yapılabileceğini bir başka yazıya bırakarak, yazımızı şu cümle ile tamamlayalım: Türkiye, Avrupa hiçbir şey yapmadan bir şeyler yapmalıdır. İnsiyatif güden ülke değil, insiyatif yaratan ülke olmak zorundayız. Başka bir ifadeyle, reaksiyoner değil, aksiyoner olmalıyız.

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695192
Bugün :   144
Aktif :   144

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com