CUMHURİYET KURUMLARI TARTIŞILMAMALIDIR
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

CUMHURİYET VE KURUMLARI TARTIŞILMAMALIDIR
Durmuş YILMAZ

   Siyasal yönetim, Yasama ve Yürütme organları ile büyük bir yanlış içindedir. Bir taraftan hükümet başkanı, diğer taraftan Meclis Başkanı toplumu germek için ellerinden geleni yapmaktadırlar. Başbakan önce "Türklüğü" tartışmaya açtı. Anayasanın 68.maddesindeki tanımlamayı ( Türkiye cumhuriyetine vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türktür ) kabul etmediğini söyleyerek vatandaşlara yeni bir ad arayışına girdi. Henüz kabul edilebilecek bir isim bulamadı, başlattığı tartışmayla kaldı. Daha sonra kafasını "Türk Milleti"ne taktı. Etnik grupları artırmaya başladı. Bazen 32, bazen 38 ve nihayet "Türkiye'de 46 etnik grup vardır" diyerek sayıyı iyice artırdı. Oysa kendilerine 46 grubun yarısını say denilse sayamayacağı kesindir. Sanki Türk Milleti diye bir millet yok, sağdan soldan toplanmış bir kitle var. Bu tartışmaların üstüne bir de "Dialog" masalı eklediler ki, kim kimle dialog yapacak, ne maksatla yapacak, dialogsuzluk sorunu mu var, varsa nerede.hiç biri belli değil. Daha sonra bir "Dindarlık" tutturdu. "Müslüman insanlar siyaset yapamayacak mı" diye sormaya başladı. Oysa kendileri 360'dan fazla milletvekili ile siyaset yapmaktadırlar. Kimin siyaset yapma yasağı var, anlaşılamadı. Bir müddet sonra Egemenlik tartışmasına girdi. Meclis'de Grup konuşmasında "Egemenlik milletde olacaktır, duvarda değil, diye bir cümle sarfetti. Çok da alkış aldı. Fakat ne demek istediği anlaşılamadı. Egemenlik halkda değilse sizi kim iktidara getirdi? Eğer siz halkın hür iradesi ile iktidara geldiyseniz, o zaman egemenlik niye duvarda olsun? Öyleyse şikayetiniz nedir ya da kimdendir? Bu da anlaşılamadı. Nihayet Başbakan Anayasa'nın ilk 4 maddesine takıldı. 25 Nisan 2006 tarihli Grup konuşmasında "Anayasa'nın hiçbir maddesi diğerinden üstün olmayacaktır" gibi bir cümle sarfetti. Acaba ne demek istedi. Yoksa değişmez ve değiştirilemez olan ilk 4 maddeyi mi kastetti? Eğer öyleyse o zaman sadece şu kadar söyleriz: Orada dur bakalım. Bu maddeleri tartışmak ne sizin ne de başka bir kişi veya kurumun haddine düşmemiştir. Lütfen herkes çizgisini ve yetkisini bilsin. Türkiye Cumhuriyetinin niteliklerini bırakın değiştirmeyi, kimse tartışmaya bile açamaz.
   Gelelim Meclis Başkanına: Önce, Laikliği yeniden tarif edelim diye tutturdu. Biz de geçen hafta bu gün kendilerine sorduk. Laiklik Anayasa'nın 24, 25, 26. maddelerinde hem tarif edilmiş, hem de açıklanmıştır. Eğer, siz bu tarifi kabul etmiyorsanız, lütfen kendi tarifinizi yapınız. 24. maddedeki hangi kelime veya cümleyi beğenmiyorsanız, onun yerine ne konulmasını istiyorsanız söyleyiniz, dedik. Hiçbir cevap alamayacağımızı biliyorduk ama sorduk. Televizyon ve gazete muhabirlerinin her sorusuna güya cevap veriyor, laikliği hep eleştiriyor, fakat nedense kendileri hiçbir tarif ve tanım vermiyor, bir türlü anlayamadık. Geçen haftanın son gününde de "Diyanet İşleri Başkanlığı kaldırılsın" diye tutturdu. Diyanetin nesinden şikayetçi olduğunu yine kimse anlayamadı.1970'li yıllara gelinceye kadar köylerde tutma imamlar olurdu. Her hangi bir yerden, kur'an kurslarından yetişme bir imam bulunur, köy muhtarı ve ihtiyar heyeti onu köye imam olarak tutardı. Bir yılın sonunda da imama köylüden un, bulgur, buğday, arpa vs. toplanırdı. O saygıdeğer, fedakar, kanaatkar imamlar, dilenci gibi halkdan yiyecek toplamaktan çok rahatsız olurlardı. Nihayet camilere kadrolar verildi de imamlarımız halka el açmaktan kurtuldular. Şimdi acaba Meclis Başkanı tekrar o günlere geri dönülsün mü istiyor, yoksa aklında başka bir şey mi var? İmam ve cami görevlilerinin de tıpkı diğer memurlar gibi sosyal güvencelerinin olması, düzenli maaşlarının olması, emekliliklerinin olması acaba kimi neden rahatsız ediyor?
Sonuç: Türkiye Cumhuriyeti, üniter yapıda, Hukuk Birliği prensibiyle, Türklük esası üzerine kurulmuş modern ve çağdaş bir devlettir. Laiklik vaz geçilmez bir ilkedir. Ne olduğu Anayasa'nın 24. maddesinde yazılıdır. Diyanet İşleri Başkanlığı da 1924 yılında Şeriye ve Evkaf Vekaletinin kaldırılması üzerine kurulmuştur Halkın din hizmetlerini yürütmekle görevli çok önemli bir "Cumhuriyet kurumu"dur.
   Şimdi bir kere daha soruyoruz: Acaba Meclis Başkanı ve Başbakan, cumhuriyetimizin temel direklerini ve temel kurumlarını tartışmak veya tartışmaya açmakla neyi amaçlamaktadırlar? Toplumsal bir çatışma yaratmak istiyorlarsa bundan herkes, fakat en fazla kendileri zararlı çıkarlar. Acaba, Tarihe ve tecrübeye gözlerini ve kulaklarını neden kapatıyorlar? AKP'nin içinde bu insanlara "Bak Evlat" diyecek hiç ak sakallı yok mudur?

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695235
Bugün :   187
Aktif :   187

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com