KIBRIS’DA YENİ DURUM
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

Doç. Dr. Durmuş Yılmaz
    Yaklaşık iki yıldan beri devam eden "Annan Planı" hikayesi bitmiştir. Kendi vatandaşlarının ortadan kaldırmak istediği KKTC, Rumların yarattığı konjonktür ( Bu günkü siyasal durum) sayesinde kurtulmuştur. Varlığını sürdürmek şansını, kaybetmek üzere iken, yeniden yakalamıştır. Şimdi bu referandumda "EVET" oyu verenler de "HAYIR" oyu verenler de devletlerine yeniden kavuşmanın sevincini yaşamalıdırlar. Bu yeni durum karşısında daha ayrıntılı düşünecek ve ona göre kararlar alacak ve uygulayacak olan mercilerin başında da Erdoğan Hükümeti gelmektedir. Şimdi biraz detaya bakalım.
    Kuzey Kıbrıs Türk Halkı'nın neden "EVET" dediğinin en somut cevabı şudur: Türkiye (Türk Hükümeti) istediği için. Halk Türkiye ile karşı karşıya gelmek istememiştir. Hükümetin açıktan açığa "EVET" isteği karşısında ne Cumhurbaşkanı, ne Genelkurmay Başkanı ve ne de Milli Güvenlik Kurulu açık bir görüş ortaya koyarak "HAYIR" çağrısı yapmamıştır. Kıbrıs Türk halkı bunu "Türkiye'nin EVET istediği" şeklinde algılamış ve oyunu o yönde kullanmıştır. Oylama sonucunun böyle okunması gerekir. Diğer hususlar ayrıntıdır. Oylamanın sonucu da şudur: Annan Planı yok olmuştur. Eğer siyaset "Sonuç alma sanatı" ise, Plana karşı çıkanlar kazanmıştır, Planı savunanlar değil. Artık bu sayfa kapanmıştır. Şimdi asıl mesele Kuzey Kıbrıs ne yapacaktır? Daha doğrusu Türkiye Kuzey Kıbrıs için ne yapacaktır? Buna bakmak lazım. Böyle düşünülmez de referandum hesaplaşması devam ederse asıl o zaman kazandık zannedenlerin kaybettikleri görülecektir. Sayın M.A. Talat'ın referandum akşamı alelacele yaptığı "Denktaş istifa" çağrısı kendi bindiği dalı kesmekten başka bir şey değildir. Düşünmeden yapılan bu açıklama ve çağrı "Kriz Davetiyesi"dir. Cumhurbaşkanlığı krizi çıkacaktır, Hükümet krizi çıkacaktır, halk iyice gerilecektir. Akıl sahibi bir Başbakan ülkesinin böyle bir zamanda krize sürüklenmesini ister mi? Fakat Sayın Talat istiyor! İnşallah etrafında onu sükunete ve aklıselime davet edecek birisi vardır.
    Şimdi Türkiye'nin ne yapması gerektiğine bakalım. Sayın Abdullah Gül, 10 gün önce medya önünde şu açıklamayı yapmıştı: "Eğer Kuzeyden EVET, Güney'den HAYIR çıkarsa, ben göğsümü gere gere Kuzey Kıbrıs'ı tanıtmak için dünya turuna çıkarım". Bu beyanat üzerine Azerbaycan Cumhurbaşkanı İlham Aliyev de "KKTC'yi tanıyabiliriz" açıklaması yapmıştı. İşte şimdi yapılacak olan budur. KKTC'yi Tanıtmak. Türkiye derhal BM'ye müracaat ederek uygulanan ambargonun kaldırılmasını talep etmelidir. Bir taraftan da Dışişleri Bakanları (Türkiye ve Kuzey Kıbrıs) hemen ABD ve AB ülkelerine çağrı yaparak KKTC'nin tanınmasını resmen istemelidirler. Sembolik de olsa birkaç ülkenin KKTC'yi tanıması muhakkak sağlanmalıdır. İster Kongo olsun ister Sri Lanka. Hiç fark etmez. Bu Türkiye'nin elini güçlendirecektir. Türk ve İslam ülkeleriyle ikili görüşmelere hemen başlanmalıdır. Çok zevkli ve onurlu bir diplomasi hamlesi başlatılmalıdır. Diğer taraftan Türkiye Kuzey Kıbrıs için bir "Kalkınma Hamlesi" projesi hazırlamalı ve uygulamaya koymalıdır. Bunu Kuzey Kıbrıs yöneticileriyle birlikte yapmalıdır. Madem ki Türkiye Kuzey Kıbrıs'ı tanıyor, öyleyse KKTC ile 2 devlet olarak bazı antlaşmalar imzalamalıdır. En önce yapması gereken her halde KKTC vatandaşlarının dünyaya açılımını sağlamak olmalıdır. Bunun için de KKTC ile bir antlaşma yaparak isteyen bütün vatandaşlara T.C. pasaportu vermelidir. Yani onları çifte vatandaşlık haklarından yararlandırmalıdır. T.C. vatandaşlarının sahip olduğu bütün imkanlara KKTC vatandaşları da sahip olmalıdır. Buna artık dünyanın bir itirazı olamaz. Türkiye'ye de hiçbir zararı dokunmaz. Güney Kıbrıs'tan HAYIR çıkmasının bütün meyveleri hiç zaman geçirilmeden toplanmalıdır.
    Sonuç: Kuzey Kıbrıs ve Türkiye tek bilek tek yürek olmalıdır. İç hesaplaşma bir zaafiyet yaratır, bundan sakınılmalıdır. Halkın iradesine saygılı olunmalıdır. Erdoğan Hükümeti'nin ısrarlı isteği karşısında Kuzey Kıbrıs Türk halkı, Rumlarla birlikte yaşamaya EVET demiş, fakat Güney Kıbrıs Rum halkı Türklerle birlikte yaşamaya HAYIR demiştir. Çok açık olarak ortaya çıkmıştır ki, Kıbrıs Halkı (Türk ve Rum) birlikte yaşama arzusu ve iradesini izhar etmemişlerdir ( ortaya koymamışlardır). Bu halkı daha fazla zorlamaya gerek yoktur. Zira bir birlerine güvenmemektedirler. Komşu olarak daha mutlu ve huzurlu olacaklardır. Artık hayali bırakıp gerçekleri kabul edelim.   

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695195
Bugün :   147
Aktif :   147

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com