SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FAKÜLTE DEKANLARINI SEÇİMLE (!) BELİRLİYOR
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

SELÇUK ÜNİVERSİTESİ FAKÜLTE DEKANLARINI SEÇİMLE (!)  BELİRLİYOR

 

Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü süresi dolan Fakülte Dekanlarının yerlerine yenilerinin atanmasında yeni bir usul ittihaz ederek kimsenin anlayamadığı bir uygulama başlatmıştır. Önce 2547 sayıl Yüksek Öğretim Kanununun Fakülte Dekanlarının  atanması ile ilgili olan 16. Maddesine bir bakalım:            

Maddde 16:  Fakültenin ve birimlerinin temsilcisi olan dekan, rektörün önereceği, üniversite içinden veya dışından  3 profesör arasından Yüksek Öğretim Kurulunca 3 yıl süre ile seçilir ve normal usul ile atanır. Süresi dolan  dekan yeniden atanabilir.

  2547 sayılı kanunun bu hükmü üniversite rektörleri tarafından 1982 yılından beri uygulanmaktadır. Diğer üniversitelerde olduğu gibi Selçuk Üniversitesinde de dekanlar bu güne kadar bu şekilde atanmışlardır. Yasa hükmü böyle olduğu halde Selçuk Üniversitesi rektörlüğü başlattığı yeni bir uygulama ile,  süresi dolan dekanların yerine Yüksek Öğretim Kuruluna önereceği isimleri fakülte öğretim üyelerinin  eğilimlerini dikkate alarak belirlemek ve teklifi buna dayalı olarak yapmak kararını almıştır. Rektörlüğün bu kararı  -uygulama görülmeden önce- öğretim üyeleri arasında memnunlukla karşılanmış ve üniversitemizde de  demokrasinin yükselen bir değer olarak yaygınlaşacağı düşüncesi  egemen olmuştur. Rektörlüğün aldığı bu  kararın hayata geçirilmesi için 5 Nisan 2011  tarihinde  İlahiyat Fakültesi ve Ahmet Keleşoğlu Eğitim  Fakültesi öğretim üyelerine bir çağrı yapılarak 6 Nisan 2011 tarihinde  Rektör Sayın Prof. Dr. Süleyman Okudan’ın başkanlığında  öğretim üyeleri ile toplantı yapılacağı bildirilmiştir. Öğretim üyelerinin e-posta adreslerine gönderilen çağrı yazısından   toplantı mı yapılacağı yoksa Temayül Yoklaması (Seçim) mi yapılacağı belirtilmemiş olmakla birlikte alınan duyumlara göre Temayül Yoklaması yapılacağı anlaşılmıştır.

Belirtilen tarihte öğretim üyeleri kendi fakültelerinin  (İlahiyat Fakültesi Saat 10.00, Eğitim Fakültesi saat 14.00) Konferans salonlarında  toplanmışlardır.  Toplantıya İlahiyat Fakültesinde  Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Sayın Dinçer Bedük; Eğitim Fakültesinde  Prof. Dr. Sayın  Şefik Bilir başkanlık yapmışlardır.  Üniversitemiz Genel Sekreteri Sayın Fazilet Uyar da  toplantıları yöneten Rektör yardımcısına eşlik etmişlerdir.

Toplantı başladıktan sonra başkanlar yapılacak seçimi ve yöntemi açıklamışlardır. Bu yönteme göre  “Zaten gayrıresmi olan bu uygulama ile” yalnızca öğretim üyelerinin,  fakültelerinde hangi öğretim üyesinin dekan olması hususundaki eğilimlerinin belirleneceği söylenmiştir.  Rektörlükçe  bir de  hazırlık yapılmış ve oy pusulaları bastırılarak bir zarf içine konmuştur.  Toplantıda bu zarflar öğretim üyelerine dağıtılacak ve öğretim üyeleri zarfın içindeki oy pusulasına hangi profesörün dekan  olmasını istiyorlarsa onun adını yazacak, sonra pusulanın altına da kendi adını soyadını yazıp imzasını da attıktan sonra zarfı toplantıyı yöneten Rektör yardımcısı ve Genel Sekretere  imza karşılığında teslim edeceklerdir.  Oy kullanma işi tamam olduktan sonra  Yönetim masası zarfları toplayacak ve sonuçları açıklamadan  salondan ayrılacaktır.  Yapılan açıklamaya göre, kimin ne kadar oy aldığı hiçbir zaman açıklanmayacak, yalnızca en çok oy alan 3 dekan adayının isimleri alfabetik sıraya göre bilahare rektörlük tarafından duyurulacaktır.  Bu açıklamadan anlaşıldığına göre  Temayül Yoklamasında kimin kaç oy aldığı  öğrenilemediği gibi  en fazla oy alan 3 adayın kimler olduğu da yalnızca rektörlüğün açıklamasından öğrenilebilecektir. Öğretim üyeleri oy kullanacaklar  fakat sonuçlarını  göremeyecekler!   

Öğretim üyeleri  usul hakkında söz alarak, bu uygulamanın hiçbir yerde ve hatta hiçbir zamanda bir örneğinin olmadığı; Temayül belirleme işinin de ancak seçimle yapılabileceği; Seçimin ise “ Gizli Oy Açık Tasnif”  esası ile yapılabileceği; Seçim pusulasında oy kullanan  öğretim üyesinin adının  yazılmasının son derce sakıncalı olacağı; Böyle bir uygulamanın “Açık Oy Gizli Tasnif”  şekli olduğu ve demokrasi ilkeleri ile asla bağdaşmayacağı; Yapılan Temayül Yoklaması seçiminin sonuçlarının   yoklamanın yapıldığı yerde ilan edilmesinin vaz geçilmez bir kural olduğu; Bunun dışındaki uygulamaların  öğretim üyelerini ve en önemlisi üniversitemizi küçük düşürücü bir uygulama olarak anlatılacağı vb. uyarılar  yapmışlarsa da  toplantıyı yöneten Rektör yardımcıları  bu uygulamanın Rektörlük kararı olduğunu bildirmişler  ve sonuçların açıklanmasının mümkün olmadığı yönündeki görüşlerinde  ısrar etmişlerdir.   Bu durum karşısında uyarılarının dikkate alınmadığını gören   çok sayıda öğretim üyesi anti demokratik uygulamayı protesto etmişler ve   oylamaya katılmayarak toplantı salonunu terk etmişlerdir.

Yapılan itirazları dikkate almayan Rektör Yardımcıları  bunun “Gayrıresmi bir uygulama”  olduğunda ısrar etmişlerdir.  Oysa bu  da yanlıştır. Zira   toplantı rektörlük ve dekanlık makamlarının resmi yazıları üzerine gerçekleşmiş ve toplantıyı da  rektör yardımcıları ve Genel Sekreter yönetmişlerdir. Resmi yazı ile  çağrılan öğretim üyelerinin toplantısının nasıl olup da “Gayrıresmi bir uygulama” olduğu” da nasıl izah edilir bilemiyorum.   Bu görüşle eğer toplantının  ve seçimin  bir “Yasal zorunluluk”  olmadığı kastediliyorsa bunun adı böyle değildir.  Terminolojiye de dikkat etmek gerekir. Rektörlük  ve dekanlık makamının resmi yazıyla  öğretim üyelerini çağırması ve toplantının gerçekleşmesi resmi bir işlem olup asla “gayrı resmî”  değildir. Gayrıresmî  toplantı olsa olsa, öğretim üyelerinin her hangi bir çay bahçesinde kendi aralarında  bir araya gelerek fakültede kimin dekan olmasının doğru olacağı  hususunda  yaptıkları sohbet toplantısına denir.

Sonuç: Selçuk Üniversitesi Rektörlüğü  böyle bir uygulamayı neden yapmış  ve ne yapmak istemiştir? Bu husus öğretim üyeleri  tarafından  öğrenilememiş  ve bir “Muamma”  olarak kalmıştır.

 Selçuk Üniversitesi, Eğitim ve ilahiyat fakültelerinde yeni atanacak dekanların seçiminde yapılan temayül yoklaması ile,  dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen  bir  “Demokrasi uygulaması”na sahne olmuştur. Bazı fakülte ve yüksekokullarda  “İnsan Hakları ve Demokrasi”  dersi okutulmaktadır. Bu dersi okutan öğretim elemanları bu uygulamayı öğrencilerine nasıl anlatacaklarını  şimdiden düşünmeye başlasalar iyi olur. Aksi takdirde  öğrencilerin soruları karşısında çok zor durumda kalabilirler.

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695564
Bugün :   60
Aktif :   60

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com