KAMU KURUMLARINDA SEÇİM MESELESİ
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

KAMU KURUMLARINDA SEÇİM MESELESİ

 

Prof. Dr. Durmuş Yılmaz

 

 

            Son  anayasa referandumu bir konuyu  ülke gündemine yeniden taşımıştır: Kamu Kurumlarının Seçimle  Oluşturulması. Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK) ile Anayasa Mahkemesi üzerinde  yoğunlaşan tartışmalarda  Hükümet ve AKP  kanadı  bu kurulların  tabana yayılmış bir seçimle oluşturulmasının  Halk İdaresi anlamına gelen demokrasiye daha uygun olacağını iddia etmiş ve  Yüksek mahkemelerin üyelerinin Anadolu’nun çeşitli yerlerinde görev yapan ve   belirli bir kıdeme erişmiş olan yargıçlar  marifetiyle (seçimle)  oluşturulmasının  yargı bağımsızlığı için de çok uygun olacağını ve hatta bunun gerekli olduğunu anlatmışlardır. Bu açıklamalar halk tarafından da olumlu karşılanmış olmalı ki,  değişiklik %58 gibi bir oyla kabul görmüş ve yürürlüğe girmiştir.   Önümüzdeki gün veya haftalarda uygulama başlayacak ve  HSYK’nın üyelerinin bir kısmı  Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde görev yapan yargıçların katılımı ile gerçekleşecek bir seçimle belirlenecektir.

            Demokrasiyi savunan insanların  ilke olarak seçime karşı çıkmaları mümkün değildir.  Fakat bu uygulama  ilkesel ve yaygın olmalıdır. Özel amaca yönelik olmamalıdır. Şimdi devam ediyoruz. Uygulama HSYK ve Anayasa Mahkemesi ile sınırlı kalmamalı ve yaygınlaştırılmalıdır. En başta Yüksek Öğretim Kurulu YÖK) ve Diyanet İşleri Başkanlığı ele alınarak buraların   yöneticileri de seçimle iş başına gelmelidir. YÖK’ten başlarsak,  Yüksek Öğretim Kurululu’nun  21 olan üye sayısı  mutlaka artırılmalı ve görevlendirilmesi Cumhurbaşkanı tarafından değil de  üniversite öğretim üyelerinin ( Profesörlerin)  katılımı ile gerçekleşecek bir seçimle olmalıdır. Seçilmiş üyeler de kendi aralarında Başkanı seçmelidirler.  Oysa şimdi YÖK  başkanı doğrudan Cumhurbaşkanı tarafından atandığı gibi üyeler de aynı şekilde cumhurbaşkanı tarafından atanıyor.  HSYK’nın üyelerinin  Türkiye’nin çeşitli şehirlerinde görev yapan yargıçlar marifetiyle belirlenmesini savunanlar acaba YÖK üyeleri ve başkanının  üniversite profesörleri tarafından seçilmesini neden savunmazlar?  Yargıçlar kendi bağlı oldukları  Yüksek kurumun üyelerini seçerlerken üniversite  profesörleri  üst kurumunun üye ve başkanlarını neden seçmesin?

            Benzer bir kurum da Diyanet İşleri Başkanlığıdır. Bilindiği gibi Diyanet İşleri başkanı da bir çok üst düzey bürokrat gibi 3’lü kararname ile atanıyor. Madem ki,  AKP  Hükümeti üst kurumların   ilgili üyeler tarafından seçilmesi suretiyle belirlenmesi yolunu tercih etmiştir, öyleyse Diyanet İşleri Başkanlığı da  yeniden yapılandırılarak  önce bir “Kurul”  haline getirilmeli sonra da üyeleri Türkiye’de aktif görev başında olan müftüler ya da  kanununda nasıl belirlenecekse  o kişiler tarafından seçim yoluyla belirlenmelidir. Mademki “İleri Demokrasi”ye geçiyoruz, öyleyse tam geçmeliyiz.

            Sonuç: Referandum  kampanyası sırasında   AKP  tarafından  HSYK  üyelerinin belirlenmesi için  ileri sürülen  bu  “Demokrasi Argümanı”nın muhalefet temsilci veya sözcüleri tarafından  YÖK başta olmak üzere diğer kurumlar için neden teklif edilmemiş olduğunu henüz anlayabilmiş değilim.  Fakat ileride bu konunun da gündeme geleceğine inanıyorum. Zira Türkiye’de üniversite hocaları da  en az yargı mensupları kadar  bilimsel, meslekî ve demokratik olgunluğa  sahiptirler.  Aksini iddia eden varsa lütfen yazsın!

 

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695168
Bugün :   120
Aktif :   120

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com