PROVOKASYON (KIŞKIRTMA)
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

PROVOKASYON (KIŞKIRTMA)

 

Prof. Dr. Durmuş Yılmaz

 

Bu günlerde en çok duyulan söz “Provokasyon” dur. Fransızca bir fiil olan  Provoquer  kelimesinin isim şeklidir. Kelime Türkçe’de “Kışkırtmak, Dürtmek, İsteklendirmek, Damarına  basmak”  anlamlarına gelir. Bunu yapana da “Provokatör veya Provokatris (Provocateur, Provocatrice) denir. Bu eylem, bireyler arasında olabildiği gibi Birey-Toplum veya Toplum-Toplum arasında da olabilir. Yani bireyler birbirlerini kışkırttığı gibi aynı eylem tolumlararasında da olabilir. 1955 yılı  6-7 Eylül olayları buna bir örnektir. Mademki bu kelimeyi çok kullanıyoruz. Hiç olmazsa hangi dilden  geldiğini ve ne anlama geldiğini bilelim diye yazdım. Biz “Provokasyon”  yerine “Kışkırtma”  sözcüğünü kullanmayı tercih ediyoruz. Hiç yoktan dilimize bir yabancı kelime yerleşmesin diye. Şimdi asıl meseleye geliyorum: Önce şu başlık cümlesini yazayım: 

                           KIŞKIRTMA EYLEMİ ANCAK KIŞKIRTMAYA HAZIR ZEMİNLERDE YAPILIR.

                Son günlerdeki gelişmeleri ve özellikle  İnegöl ve Dörtyol olaylarını birkaç gün geriden izleyebildim. 25-30 Temmuz 2010 tarihinde  Van Yüzüncüyıl Üniversitesinin ev sahipliğinde yapılan  CIEPO XIX ( Uluslar arası Osmanlı Öncesi ve Dönemi Tarih Araştırmaları Kongresi) vardı. Ben de  Ermeni meselesi ile ilgili bir Bildiri sunmak üzere  Van’da bulunuyordum. İnegöl ve Dörtyol olayları da o sırada meydana geldi. Tüm günüm sempozyum salonlarında geçtiği için haberleri anında izleyemedim. Ayrıntıları ancak 3. günden itibaren öğrenebildim. Gerek yerel yöneticilerden ve gerekse iktidar ve muhalefet sözcülerinden  gelen açıklamalarda olayların  kışkırtıcılar tarafından çıkartıldığı ve amacının halkı Kürt-Türk ayrımı yaparak bir birine vurdurmak olduğu  vurgulanıyordu. Başbakan da Kütahya’da yaptığı bir meydan konuşmasında “…her kim ki  sokaklara çıkararak cam çerçeve indirme eylemine katılırsa bilsin ki terör örgütünün tuzağına düşmüştür…  gibi  cümlelerle olayların terör örgütünün (PKK kastediliyor olmalı) bir kışkırtması olduğuna dikkat çekmek istiyordu.  Bu ve diğer açıklamaların hepsi doğrudur. Olaylar PKK’nın kışkırtmasıdır. Amacı da halkı Kürt ve Türk ayrılığını körükleyerek  bir birine  kırdırmaktır. Bunu olduğu gibi doğru kabul ettiğimizi düşünelim. Peki bu kabul,   son zamanlarda artma eğilimi gösteren ve  İnegöl ve Dörtyol’daki şekliyle de ne kadar korkunç olabileceği görülen olayların önlenmesinde bir işe yarayacak mıdır? Yani olayları kışkırtıcıların  üzerine yıkmak ve öylece içinden çıkmak mümkün müdür.  Hayır! Olay bu kadar basit ve bu kadar sığ değildir. İzahı da böyle yapılamaz. Sorumlu mevkilerdeki  insanların yaptığı bu açıklama, 1984 yılı Ağustos ayında  PKK Eruh’ta ilk baskın eylemini yaptığında zamanın başbakanı Turgut Özal’ın  “…3-5 çapulcunun işidir…Önemsenecek tarafı yoktur…”  şeklindeki açıklamasına benziyor.  Önce şunu bir bilelim: Bir yerde kışkırtma eyleminin yapılabilmesi  ve başarıya ulaşabilmesi her şeyden önce ve en önce  orada kışkırtmaya uygun bir zeminin bulunmasına bağlıdır.  Eğer uygun ortam yoksa kim ne kadar kışkırtma eylemi yapmaya çalışırsa çalışsın başarılı olamaz. Yani halk (Topluluk) harekete geçmez. Zemin uygunsa bu eylem başarılı olur. İnegöl ve Dörtyol’da ortam böyle bir eylem için demek ki uygunmuş. Olmasaydı 2 minibüscü kavga etti diye binlerce insan  harekete geçmezdi. Benzer olaylar daha önceleri Ayvalık’ta (Altınova), Manisa’da olmadı mı? 

                Olayların medyadan veriliş biçimi de  yöneticilerin gafletlerinden daha geri değildir. Hemen hemen bütün TV  kanallarında  “…Doğu kökenli yurttaşlar…”  gibi garip bir ifade kullanılıyor. Yani bir şehirde Diyarbakırlı bir vatandaş yaşıyorsa o “Doğu kökenli yurttaş”  oluyor. Peki Antalyalı bir vatandaştan da “…Güney kökenli yurttaş” diye mi bahsediliyor? Ya da İzmirli bir İnsan  Konya’da yaşıyorsa ondan da “Batı kökenli yurttaş diye mi bahsediliyor! Bu aymazlıkları yapan çok.  Şimdi tekrar ana konumuza dönelim: Bu gün Türkiye, siyasetçilerin yaptıkları yanlışlıklar yüzünden- hem de yöneticiler tarafından-  maalesef  kışkırtmaya çok uygun bir zemin  haline getirilmiştir. Türkiye’nin her şehrinde basit bir kışkırtma büyük olayların çıkmasına sebep olabilecek  bir nitelik kazanmıştır. PKK teröründe şehidi olmayan  şehir,  kasaba ve  hatta köyümüz yoktur. Son zamanlarda, adı da birkaç defa değiştirilen “Açılım” yanlışlığı PKK Terör örgütünü sanki Kürt halk ile özdeşleştirmiştir. En büyük yanlışlık ve en büyük kışkırtma işte buradadır. Yıllardan beri halk  PKK ile Kürtleri asla bir birine karıştırmaz ve titizlikle bu ayrımı yaparken maalesef yöneticilerimiz son zamanlardaki söylemlerinde bu inceliği göremediler ve “…Biz kardeşiz…Biz kardeşiz….” Gibi kimle kimi kardeş yapmak istediği pek de belli olmayan bir söylem geliştirdiler. Eğer Kürt halk ile Türk halkın kardeşliğini kastediyorlarsa burada zaten bir sorun yok. “Kürtlerle kardeş değiliz  diyen mi var!   Yok, eğer siz  halkı  kan dökücü PKK eşkiyası ile kardeş yapmak istiyorsanız o zaman  orada durun bakalım. Türkiye’nin çeyrek yüzyılını kan ve göz yaşları içinde  harap eden  on binlerce insanın hayatını karartan, ocaklar söndüren bu örgütü şu veya bu şekilde masum gösteremezsiniz. Onların her seviyedeki yönetici ve militanları ile onlara yardım ve yataklık eden herkes   hak ettiği cezayı bulmadıkça milletin yüreği soğumayacaktır.  Eğer olaya böyle bakılmaz da  Habur girişinde olduğu gibi katillere kahraman muamelesi yapılırsa  başka bir şey aramaya gerek yok, en büyük kışkırtma yapılmış olur. Milletin maşerî  vicdanı ihkak-ı hak peşine düşer.

Terör örgütü eylem alanını genişletmiştir. İstanbul, Giresun, Amasya, İskenderun, Dörtyol, Hatay  terör örgütünün defalarca eylem yaptığı yerler arasındadır. Sahanın genişlemesi halkın endişesini artırmıştır.  Eylemlerin artmasında, uygulanan yanlış politikaların etkisi tartışılmaz bir gerçektir. Bu noktada halkın vicdanı iki yönden kanamıştır:

 1. “Darbeci”  suçlamasıyla yüzlerce emekli ve muvazzaf subay mahkeme kapılarında sürünmektedir. Bu subaylar  tüm meslekî  hayatlarını  Güneydoğu dağlarında PKK eşkiyası ile savaşta geçiren insanlardır. İçlerinde eşkıya başını yakalayarak getirip Türk adaletine teslim eden kahramanlar vardır. Şimdi bunlar “Terör Örgütü Kurmak, Yönetmek…”  gibi suçlamalarla yargılanmaktadırlar. Bazı gazetelerde çıkan haberlere ve gizli tanıklara dayanılarak yapılan bu suçlamalar millet vicdanında karşılık bulmamış ve milletin vicdanını kanatmıştır.

2. Hükümet uygulamalarında teröristlerle ilgili olarak tavizkâr tutumdan cesaret alan PKK yandaş ve sempatizanları  her yerde pervasızca söylem ve eylemleriyle halkı kışkırtmaya devam etmektedirler. BDP’nin başkan ve milletvekilleri ile bazı yandaşlarının büyük bir araç konvoyu ile Diyarbakır’dan kalkarak Dörtyol’a gelmek istemeleri bu cümledendir. Eğer  kışkırtma aranıyorsa bundan daha büyüğü olmaz. 

                Sonuç yerine: Bu gün Türkiye’nin her yeri  kışkırtma eylemleri için  açık hale gelmiştir. Türkiye’yi yönetenler yaptıkları her açıklama ile  ve onların sesi durumunda olan  yayın organları yazdıkları her haber ve yorum ile  güya şikayet ettikleri kışkırtmaların içinde yer almaktadırlar.  En büyük kışkırtma, Kürtleri PKK ile özdeşleştirmektir.   Bu da “Açılım”  denilen  şeyle yapılmıştır. Eğer bu yoldan dönülmez ise, Türkiye’nin her  yeri İnegöl ve Dörtyol olur diye korkarız.  Türkiye bölünmeye değil, hızla iç savaşa sürükleniyor. Tarih tekerrür ediyor fakat Türkiye’yi yönetenler gözlerini kapatmışlar görmüyorlar. Daha önemlisi,  görmedikleri şeyi de yok sayıyorlar. Oysa bu gün Türkiye’de halk arasında  konuşulan konu  bir kargaşa durumunda Kürtlerin ne yapacakları değil, Türklerin ne yapacaklarıdır. Artık Diyarbakır’daki Kürt’ün durumu konuşulmuyor, Bursa’daki Kürt’ün durumu konuşuluyor, görmüyor musunuz, kör müsünüz?

Not: Diyarbakır ve Bursa  simge olarak kullanılmıştır (D.Y.)

 

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695094
Bugün :   46
Aktif :   46

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com