1924 ANAYASASI VE “TÜRK” TANIMI
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

1924 ANAYASASI VE “TÜRK”  TANIMI

 

 

 

 

Uzunca bir süreden beri Türkiye’nin gündeminde – resmen kabul edilmemiş olsa bile-  ne olduğu ya da olmadığı tam olarak bilinmeyen bir “Kürt Meselesi”  vardır. Doğal olarak çözümü de belirsizlikler içermektedir. Biz, mesleğimiz gereği meselenin tarihî  boyutuna baktık. Acaba Türkiye Cumhuriyeti kurulurken bu konular konuşulmuş mu, Türkiye Cumhuriyeti belirli bir “Irk Devleti”mi, ya da  milleti meydana getiren unsurları nasıl görüyor? Bu konulara baktık.

            Şimdi 1924 Anayasasının  Vatandaşlık’ı tanımlayan 88. maddesini   ve gerekçesini okuyalım.

Madde 88. Türkiye ahalisine, din ve ırk farkı olmaksızın vatandaşlık itibariyle (Türk) ıtlak olunur (kabul edilir). Türkiye'de veya hariçte bir Türk babanın sulbünde doğan veyahut Türkiye'de mütemekkin (ikamet eden)bir ecnebi babanın sulbünden Türkiye'de doğup da memleket dahilinde ikamet ve sinn-i rüşte vusulünde ( 18 yaşına eriştiğinde) resmen Türklüğü ihtiyar eden veyahut Vatandaşlık Kanunu mucibince Türklüğe kabul olunan herkes Türk'tür. Türklük sıfatı kanunen muayyen olan ahvalde izae edilir.
 

   TBMM Kanun-ı Esasî Encümeni, 1 Başkan ve 9 üye olmak üzere toplam 10 kişiden oluşmaktadır. Başkanı Menteşe mebusu Yunus Nadi Bey'dir. Üyeler de şu isimlerden oluşmaktadır:

Reis                 :Yunus Nadi (Menteşe)  Mazbata muharrirleri
Katip               :Feridun Fikri (Dersim)                Aza    :Celal Nuri (Gelibolu)
Aza                  :İlyas Sami (Muş)                        Aza    :Ali Rıza (Kırşehir)
Aza                  :Ebubekir Hazım (Niğde)            Aza    :Avni (Bozok)
Aza                  :İbrahim Süreyya (İzmit)             Aza    :Refet (Bursa)
Aza                  :Faik (Ordu)                              Aza    :Mahmut (Siirt)
Aza                  :AhmetSüreyya(Karesi)
   Bu komisyonun bu madde için hazırladığı gerekçe ise bugün milli kimlik hususunda konuşmak isteyen herkesin bir ictihat kararı gibi elinin altında, ya da hafızasında bulundurması gereken bir metindir. Önce bu gerekçeyi okuyalım:

   "... 88. Madde Türk sıfat-ı resmiyesini müriddir (irade eder, buyurur). Osmanlı saltanatı münderis ve münkariz olduğundan ( eser kalmamış, yıkılmış) artık efrad-ı millete, Osmanlı , denemez. Millî izzet-i nefs bir hanedana mensubiyet kabul etmez. Devletimiz, bir devlet-i milliyedir. Beynelmilel veyahut fevkalmilel bir devlet değildir. Devlet, Türk'ten başka bir millet tanımaz. Memleket dahilinde hukuk-ı mütesaviyeyi (eşit hukuk) haiz başka ırktan gelme kimseler bulunduğundan bunların ırkî mübayenetlerini mani-i milliyet tanımak caiz olmaz. Kezalik, hürriyet-i vicdan musaddak olduğundan din dahi mani-i milliyet addedilmemiştir. Her yeni millet gibi Türk Milleti de aynı ırktan gelmeyen efradı muhtevi olabilir. Ancak Türklüğün camiasıdır ki, bütün uruki (ırkları) cem etmek kabiliyetini haizdir. Asrî usuller de bu hakikati teyit etmektedir."

 

 

 

 

 

Gerekçede açıkça görüleceği gibi Türkiye Cumhuriyetini kuranlar  ne Kürtleri ne diğer  grup ya da ırkları (Uruk) görmezlikten gelmemişler, yani inkar etmemişler. Yalnızca  bütün urukin (Irkların) ancak Türklük Camiası içinde birleşebileceğini kabul ve ilan etmişler. Türklüğü de bir "sıfat-ı resmiye" olarak ele almışlardır.

 

 

 

“Açılım”dan söz edenlerin İkinci Meclis üyelerinden Siirt Mebusu Mahmut Bey’i; Muş Mebusu İlyas Sami Bey’i ve Dersim Mebusu Feridun Fikri Bey’i okumalarını tavsiye ederiz.

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695513
Bugün :   9
Aktif :   9

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com