BABAM
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

Babalar Gününde

 

 

BABAM İÇİN

Prof. Dr. Durmuş Yılmaz

 

 

                Bu gün “Babalar Günü”. Bütün babaların gününü kutluyorum. Bu yazı’yı da kendi babam Celil Hoca (1910-1983) için yazıyorum. 73 yıllık ömrünün 53 senesini, tıpkı babaları ve dedeleri gibi,  Adana-Osmaniye-Kayseri illerinin yaylak ve kışlaklarında -  keçi kılından yapılmış çadır (Kara Çadır) içinde hayvancılıkla geçimini sağlayarak geçirdikten sonra, nihayet 1958 yılında  …Çocuklarımın nimet-i maariften istifade edebilmeleri için…” diye başlayan bir dilekçe ile  Toprak – İskan Genel Müdürlüğüne müracaat etmiş ve müracaatının kabul edilmesiyle de ailesini alarak  1963 yılında,  devlet tarafından  Yörük aşiretlerinin yerleştirildiği Konya İline gelmiştir. 1958 yılında devlet tarafından  Konya İli Yunak İlçesine bağlı olarak yeni kurulan Örnekköy’e  yerleşmiştir. Örnekköy,  o zaman bu tür işlere bakan Toprak – İskan genel Müdürlüğünün yeni bir projesidir.  Aile reislerine çocuk sayıları esas alınarak toprak verilmiştir. Azami 10 çocuk dikkate alınarak toprak verildiğinden benim babama da azami miktar olan 300 dekar toprak verilmiştir. Zira  o zaman 10 kardeşim vardı. Daha sonra 2 kardeşim daha dünyaya gelmiş ve 12 kardeş olmuştuk.  10 çocuğu ile  Örnekköy’e gelerek  hayvancılığın yanında  çiftçiliğe de başlayan  babam, hemen bir traktör satın almış ve  kendi toprağımızın yanında köylülerimizin toprağını da,  işlemeye başlamıştır.Tam bir “Tarım Toplumu”  özelliği gösteren köyümüzde  çiftçilik ve hayvancılıkla uğraşarak ailemizin geçimini – o zaman için belki de en üst seviyede-  sağlayabilecek olan babamı düşündüren  bir husus vardı: Çocuklarının Okuması. Bu konu onun için çok önemliydi. Zira Göçebe Yörük hayatını terk ederek  bir köye yerleşip çiftçiliğe başlamasının  birinci sebebi çocuklarını okutabilmekti. Zaten dilekçesinde de bunu yazmıştı: “Çocuklarımın nimet-i maariften istifade edebilmesi için…”.  Ben ve 2 yaş büyük ağabeyim ile birlikte daha önce ortaokula başlamış olan diğer ağabeyim aynı  anda Kadınhanı ilçesinde Ortaokula başladık (1963). Bu çok önemli bir iş gücü kaybı idi. Zira 300 dekar arazimiz  ve traktörümüz vardı. Ayrıca   damızlık ve  kasaplık koyun sürülerimiz de vardı.  Bunlara bakacak insana ihtiyaç vardı. Fakat babam  hiç okula gitmemiş ve okuma-yazmayı kendi kendine öğrenmiş 2 büyük ağabeyimle birlikte bütün köy işlerini kendisi üstlendi ve ben ve diğer 2 ağabeyimi ortaokula gönderdi. Sonra da diğer kardeşlerim bizi takip ettiler, yani okumayı. Hayatımız bu şekilde  yürüdü gitti.

                Babam 12 çocuklu kalabalık ailesini geçindirebilmek için olağanüstü çaba gösterir, her mevsime göre çalışacak iş bulur,  ticaret yapar, hayvan besiciliği yapar, nakliyat işleri yapar ve bu şekilde ailemizi geçindirir, bizim okul harçlıklarımızı yetiştirirdi. Düzenli bir maaşı veya geliri olmadığı için çoğu zaman köylülerimizden borç para alır, onların bazen traktörle işlerini yapar, bazen de harmanı kaldırdığımız zaman  borçlarını öderdi.  Okula ve okumaya âşık bir insandı. Kendi çocukluğunda okumayı çok istediği halde okuma  imkanı  bulamadığını  her zaman anlatırdı.  Okumayı herkese tavsiye eder, okula giden çocukları çok severdi. Biz okurken okulumuza geldiği zaman  sanki okuyan tüm çocuklar onun çocuklarıymış gibi sevinir, gururlanırdı.  İlk 3 çocuğunu okutma imkanı bulamamıştı. Ondan sonraki tüm çocuklarını okuttu. Yalnız 2 küçük kız kardeşim yeteri kadar okuyamadılar. Köyümüzün ve ülkemizin şartları onların ilkokul sonrası okumaları için yeterli değildi. Babam buna da ayrıca üzülürdü. 6 çocuğuna üniversite okuttu. Bunların 3 tanesi bu gün  Selçuk Üniversitesinde Profesör unvanı ile görev yapmaktadırlar.  2 kardeşim halen Selçuk Üniversitesinde çalışmaktadır. Bunlar: Prof. Dr. Kadir Yılmaz-Tıp Fakültesi ve Prof. Dr. Ahmet Yılmaz-İlahiyat Fakültesi ve ben de , kadrom Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesindedir,  şu anda ise Uşak Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi dekanlığı görevini yürütmekteyim.  Memuriyet görevinde olan diğer kardeşlerimden  birisi  Konya’da  bir lisede Kimya Öğretmeni, birisi de Jeoloji mühendisidir. Görevi Meteoroloji Konya Bölge müdürlüğündedir. Bir de İşletme Fakültesi mezunu kardeşim vardır. O da Ticaret Bakanlığına bağlı üst düzey bir görevden emekli olmuştur.

                Benim Babam, Celil Hoca…Bir babanın çocukları  için yapabileceği fedakarlığın abideleşmiş bir örneğidir. 1970’li yıllarda, aynı anda Türkiye’nin 3 ayrı şehrinde- İstanbul-Ankara-Erzurum, 4 çocuğunu üniversitede okutan bir köylü, bir çiftçi adam.  İlkokul, Ortaokul gibi okullarda okuyan  daha bir sürü çocuk… Hepsine harçlık bulacak, üst-baş alacak, derdi ve sevincini paylaşacak. Diğer taraftan hiç okuyamamış büyük çocukları, onları evlendirmiş, bir çok da torunu var. Hepsi bir arada yaşıyor. Çocukları ve onların çocukları ile 20-25 kişilik bir ailenin geçimini sağlıyor.

                Benim babam…1983 yılı 12 Mart günü vefat ettiği zaman 12 evladı ve 25 torunu vardı. Çocuklarının da 4 tanesi üniversiteyi bitirmiş güzel memuriyetler bulmuştu.  Babam çocuklarının mürüvvetini görmüştü. Okuttuğu çocuklarının memur olduklarını görmüş, onların dairelerine gelerek “çaylarını” içmişti. Bizler okurken o öyle derdi: Bir gün sizler memur olacaksınız sizin dairelerinize gelerek çaylarınızı içeceğim” derdi. Memuru da çok severdi. Konuşmalarımız  sırasında sık sık,  bir yerde bir camide dinlediği vaazda hocanın cennete gidecekleri anlatırken birincisinin “Adaletli Memur”  olduğunu söylediğini bize anlatırdı.

                Bu gün Babalar Günü. Ben de babamı hatırladım.  Ruhun şad olsun. Babam, şu anda Konya-Kadınhanı Örnekköy mezarlığında  sevgili annemle yan yana yatıyorlar. Nur içinde yat sevgili babam. Çocukların okudu. Onların çocukları da okudu. Sen öldüğün gün doğan Celil de üniversiteyi bitirdi. Çok güzel bir meslek sahibi oldu. Ailemiz çok genişledi. Torunlarının da çocukları oldu. Onlar da okuyacaklar, onlar da “adaletli memur” olacaklar. Hepsi de tıpkı senin istediğin gibi, vatanımıza, milletimize, devletimize hizmet etmek için çalışıyorlar. Kıyamete kadar da senin torunların aynı yolda yürüyecek ve çalışacaklar… Ve nihayet zaman gelecek Cennet’de senin etrafında tekrar toplanacağız…

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695665
Bugün :   161
Aktif :   161

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com