KOSOVA
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

Türk İşbirliği ve Kalkınma İdaresi  (TİKA) ile Kosova Devlet Arşivleri Müdürülüğü tarafından ortaklaşa düzenlenen "Arşiv Belgelerine Göre Kosova ve Osmanlı Devleti"  uluslararsı sempozyumu 13-17 Nisan 2009 tarihleri arasında Piriştine'de yapılmıştır. Ben de  bu sempozyuma bir bildiri ile katıldım. Bildiri metnini okuyucularıma sunuyorum.

 

 

19. YÜZYIL SONLARINDA

 

KOSOVA VİLAYETİNDE ÇOK KÜLTÜRLÜ HAYAT

 

Prof. Dr. Durmuş Yılmaz*

 

 

Giriş   

 

Osmanlı devleti, miladî  14. Yüzyıl başlarında  İç Batı Anadolu’da, yüzü batıya dönük olarak  tarih sahnesine çıkmıştır. İlk seferleri de ilk fetihleri de batı yönünden ve Bizans topraklarından olmuştur. 14. Yüzyıl ortalarından itibaren Çanakkale Boğazı’nı geçerek Balkan topraklarında ilerlemeye başlamıştır. Türkler tarafından Rumeli  olarak adlandırlan Balkanlar, yıklıdığı tarihe kadar Osmanlı devletinin kontrol ve ilgi alanı içinde  olmuştur. İstanbul’dan yaklaşık 60 sene önce Osmanlı Türklerinin eline geçmiş olan Balkan şehir  ve  bölgelerinin içinde elbette Kosova da vardı. 1363, 1389, 1396, 1444 ve nihayet 1448 savaşları sonunda Osmanlı devleti Balkan topraklarına  kurumsal olarak yerleşmiştir. Buradan hareketle şunu açıkça söyleyebiliriz ki, Osmanlı devleti bir “Balkan Devleti”  olarak kurulmuş ve büyümüştür. Ayrıca Sonraki asırlarda Anadolu’nun tamamı ve Ortadoğu bölgesi de Osmanlı devletinin idaresi altında birleşince Balkanlar  için “Osmanlı Avrupası”  tabiri kullanılmıştır[1].  Hemen ifade etmek gerekir ki, Osmanlı Türklerinin Balkanlara yerleşmesi yalnızca askeri güç ile olmamıştır. Her ne kadar ilk giriş kazanılan bir savaşla olsa da kalıcılık askerî  güçle değil, bölge halkı ile bütünleşme sonucunda olmuştur. Osmanlı devleti’nin gerek Anadolu’da ve gerekse Balkan topraklarında uyguladığı idare siyasetinde esas unsur “İnsan”  olmuştur.  Yönetimin düsturu da “Adalet”tir. İşte İnsan ve Adalet  kavramları bir arada düşünüldüğünde Osmanlı devleti insanların kişisel özellikleri olan Din, Mezhep, Irk,  vb.  özellikleri değil de “İnsan”  olmasını öne çıkararak onların adalet üzere yönetilmesini esas almıştır. İşte bundan dolayı da  Osmanlı devleti yaklaşık 6 asır hükümran olduğu topraklarda idaresi altında yaşayan insanların  “İnsanî  Değerleri”ne, bu gün bunlara “İnsan hakları”  deniyor, en üst seviyede saygı göstererek hareket etmiştir. Devletin kurucu, çekirdek kadrosunun Türk ve Müslüman olmasına; devletin temel değer olarak İslamı esas almasına rağmen, Osmanlı devleti gayrimüslim ve gayrıtürk unsurları asla, din ve ırklarından dolayı horlamamış,  o insanlarında kendi dinsel ve ırksal özelliklerini yani kendi öz kültürlerini tam olarak yaşayabilmeleri için gerekli her türlü tedbiri almıştır.

 

            Osmanlı devleti, temel ilke olarak idaresi altında bulunan insanları, kendi öz kültürlerini koruyarak  idare etmeyi düstur edinmiş olduğu için insanların ibadethane ve okullarına asla müdahale etmemiştir. Asırlarca hiç değişmeyen ve değiştirilmeyen idare ilkesi budur. Nadiren yapılan müdahaleler yalnızca kamu düzenini koruma açısından olmuştur. Hıristiyan ya da Musevî  teb’anın  dinlerini zorla değiştirtmek bir yana  dinlerini daha iyi yaşayabilmeleri için  kilise ve havraları tamir ettirmek de dahil bir çok tedbirler almıştır.  Tıpkı Müslümanlar gibi Hıristiyan ve Musevîlerin de  evlenme, boşanma, miras vb. işlemlerini kendi din adamlarının gözetimi dahilinde ve kendi dinsel gereklerine göre yapılmasını sağlamıştır. 17. Yüzyıl ortalarında Fransa’nın  özellikle  Anadolu’da yaşamakta olan  Ermenilerin Katolik mezhebine geçirilmesi için başlattığı ve  bir kısım Fransız Katolik rahipler eliyle yürütülen  propaganda çalışmalarına bile başlangıçta “Hıristiyanların İç Meselesidir”  diyerek müdahale etmemiş ancak daha sonra Ermenilerin şikayeti üzerine bu tür propaganda çalışmalarını yasaklamıştır[2].  Osmanlı devletinin gayrımüslim unsurları bile kendi aralarındaki anlaşmazlıklar için devlete büyük bir güven içinde müracaat etmişler ve sorunlarının çözümünü devletten beklemişlerdir.

 

Biz bu çalışmamızda  Osmanlı devletinin Balkanlarda ve özellikle de Kosova vilayetinde  Müslüman halk ile gayrımüslim halkı nasıl bir arada  birlikte  yaşattığını, her halkı kendi  kültür dairesi içinde ve  adalet anlayışı ile birlikte yaşatmayı başarabildiğini açıklamaya çalışacağız.

 

19. Yüzyıl Sonlarında Kosova Vilayeti

 

Kosova Vilayeti, Üsküp,  Piriştine,  Pirizren,  İpek, Yeni Pazar  ve Taşlıca  olmak üzere  6 sancaktan meydana geliyordu[3].   Nüfus tablosu şöyleydi:

 

Kosova Vilayeti

 

ÜSKÜP

 

 

PİRİŞTİNE

 

PİRİZREN

 

İPEK

 

TAŞLICA

 

YENİPAZAR

 

277008

 

 

197687

 

189190

 

68078

 

      37705

 

87751

 

 

TOPLAM

 

 

 

 

 

847419

 

 

Nüfusun 507080’i Müslim  (%60) ve 340339 ( %40)  gayrımüslimdir. Halkın ekserisi Türkçe konuşmakta fakat Arnavutçaya da vakıf bulunmaktadır[4].

 

Osmanlı devleti diğer Balkan şehirlerinde olduğu gibi Kosova vilayetinde de  yönetimde halkın temsiline önem vermiş ve Müslim ve gayrımüslim halkın özellikle Sancak Meclisi ve Belediye meclislerinde birlikte bulunmalarını ve böylece  halkın  din farkı gözetilmeksizin  idareye ortak olmalarını  sağlamıştır.

 

 Kosova Vilayetinin Sancakları:

 

Üsküp Sancağı

 

 

 

  Üsküp sancağı, ticaret, zenaat, ziraat, memuriyet, cesamet-i varidat cihetleriyle daire-i vilayetin münkasım olduğu 6 sancağın en mutena ve mühimidir . Cetvel-i mahsusunda  dahi gösterildiği vechile, bütün livanın nüfus-ı umumisi 257876 kişi olup nüfus-ı mezkure Türk, Arnavut,Bulgar, Rum, Yahudî ve kıptidir.  Üsküp ve Kumanova kazalarının ekser-i ahalisi  Müslimdir. Arnavut asıllı olsalar da diğer kazalar gibi Türktür. Ahali-yi Müslime Türkçe ve Arnavutça ve akvam-ı saire münesebat-ı müşterekte Türkçe söylerler. Lisan-ı milliyenin istimali familya efradı arasına münhasır gibidir[5].

 

 

               

Üsküp içinde 9 karakolhane, 32  cami, 17 mescid, 8 medrese, 19 tekye, 7 türbe, 4 Kilise,  1 Havra, 2 metroplithane, 17 Müslim iptida mektebi, 17 Gayrımüslim iptidaiye mektebi, 1 matba, 4 Hamam, 26 Su değirmeni, 8 Otel, 1 Saat Kulesi, 75 Lokanta ve Meyhane, 44 Han, 33 Kahve ve kıraathane, 69 Fırın, 4464 bina, 32 Çeşme, 1410 dükkan ve mağaza vardır. Şehrin yönetiminde de Müslim ve gayrımüslim yöneticiler bir arada görev yapmaktadırlar.

 

Üsküp Sancağı Meclis-i İdare-i Liva

 

Osman Ağa, Abdullah Bey,  Boğdan Ağa,   İstanbulî  Dimitri Ağa

 

 

 

 Belediye Dairesi

 

Reis Ahmet Hamdi Efendi

 

Katip    :Mehmet Efendi

 

Aza      :Rifat Efendi     Aza     :Alto Ağa

 

Priştine Sancağı

 

Merkez-i liva olan Priştine  kasaba ve kazasında 68661 nüfus ikamet eder. Bu miktarın 52657 si Müslim; 16004 ü Rum, Bulgar, Latin, Yahudî, ve Kıptî milletlerinden olmak üzere gayrımüslimdir. Yalnız Priştine kasabasının senevî devlete verdiği vergi 10.011.401 kuruştur. Umumiyet nokta-i nazarından bakıldığı halde ova ahalisinin lisanları Arnavutça’dır. Fakat Türkçe ve Bulgarca da tekellüm ederler.

 

 

                                               

 

Sancak İdare Meclisi

 

:Seçilmiş Üyeler

 

Süleyman Ağa İsmail Ağa,  Kosti Ağa,  Sako Ağa

 

Belediye Meclisi:

 

Mahmut Efendi,   Hüseyin Efendi,     Bako Ağa

 

Ayrıca Piriştine sancağında  her cemaat   kendi kültürel kurumlarına da sahiptir. Kiliselerin yanında okulları da  faaliyettedir ve öğrenciler  kendi okullarında okumaktadır.

 

Hıristiyan Erkek İptidaiye mektebinde  148; Kız mektebinde de 70 öğrenci okumaktadır.

 

Diğer taraftan Musevî işık mektebinde de 70 öğrenci okumaktadır. Öğretmenleri de yine cemaat tarafından seçilmektedir.

 

Pirizren Sancağı

 

Prizren sancağında nüfus-ı zükurinin mecmuu 98674 olup bunun 75265 i İslam, 17322si Ortodoks, 6087 si de Katoliktir.Sıhhatli bir tahrirde  inas dahil 200.000 i geçer.Bu sancak ahalisi umumiyetle Arnavud  kavmine mensup olduğundan  lisan-ı mahalli Arnavutçadır.Fakat kasabalarda umumen Türkçe  Türkçe konuşulduğundan Hıristiyanlar lisan-ı maderzadelerini hanelerinde  ve familyaları arasında  istimal ederler.İçlerinde Arnavut olduğu halde Arnavutçayı bilmedikleri ve hepsinin Türkçe  bildikleri bilibnmektedir[6].

 

Sancak Meclisi

 

Şerif Efendi,     Mahmut Ağa,       Vasili Ağa

 

Belediye Meclisi

 

Hamza Ağa,       Murat Efendi,       Ferano Ağa

 

İpek Sancağı Belediye Dairesi

 

Mahmut Ağa,     Simon Ağa

 

Taşlıca Sancağı

 

Sancak Meclisi

 

Mahmut Ağa,     Hacı Rüşdi Ağa,     Kofu Ağa

 

 

Belediye Dairesi

 

Reis Hamdi Beğ,    Osman Ağa,      Simon Ağa

 

Yeni Pazar Sancağı

 

Sancak Meclisi

 

Hacı Ömer Ağa,     Sapiru Ağa,  Semyo Ağa

 

Belediye Dairesi

 

Osman Nuri Efendi,  Murat Ağa,    Dango Ağa, Simon Ağa

 

Sonuç

 

Kosova Osmanlı devletinin Balkanlardaki en önemli vilayetidir.  Başka bir ifadeyle  Kosova, Osmanlı devletinin Balkanlardaki hareket merkezidir. Yukarıdaki tabloda da görüldüğü üzere  ahalisinin %60 ı Türk ve Müslümandır. Salname kayıtlarında görüleceği gibi halkın  hemen hemen tamamı Türkçe konuşmaktadır. Ahalinin önemli bir kısmı Arnavut olmasına rağmen Türkçe konuşmayı tercih etmektedirler. Anadilleri yalnızca aile  fertleri arasında  kullanılmaktadır.

 

Kosova Vilayeti sancaklarında cami, mescid, kilise, havra, metroplithane hepsi bir arada bulunmaktadır. Tam bir barış içinde insanlar ibadetlerini yapmakta, sonra müşterek oturulan kahvehanelerde Kendi ibadethanelerinde ibadetlerini yapan Kosovalılar, daha sonra kahvehanelerde, lokanta ve meyhanelerde  birlikte oturmakta yeyip içmektedirler. İbadethaneler ve mektepler cemaatlere göre düzenlenmiş olmakla beraber  bu alanların dışında  birlikte geçirilen  zaman daha fazladır.

 

Osmanlı devleti zamanında Balkanların  önemli bölgelerinde özellikle de Kosova vilayetinde  tam anlamıyla bir “Çok Kültürlü Hayat” yaşanmaktadır. İnsanlar kendi kültürel değerlerini koruyarak  ve onları yaşayarak fakat farklı kültürden insanlarla meydana getirilen  genel ortak değerler etrafında  huzurlu bir hayat sürmektedirler.  Türk, Arnavut, Latin, Yahudi, Bulgar, Rum, Kıptî…Başka bir açıdan  bakıldığında da Müslüman, Hıristiyan, (Ortodoks, Katolik), Musevî… hepsi bir arada “Osmanlı”  olarak yaşamaktadırlar. Osmanlı devleti bunu başarmıştır.  Çok Kültürlü toplumsal hayatı başarmış ve asırlarca da uygulamıştır.

 

Bu çalışmada Kosova Vilayeti sancaklarından yalnızca küçük örnekler sunuluştur. Yukarıda görüleceği gibi hemen bütün sancakların Sancak ve belediye idarelerinde  Hıristiyan ve Musevî üyeler vardır. Şehir,  nüfus oranına göre seçilmiş temsilciler tarafından yönetilmektedir. Genellikle 3 azadan birisi Hıristyiyandır. Pirizren, İpek, Taşlıca ve diğerleri. Hepsinde de  Müslümanlar ve Hıristiyanlar bir arada yaşamakta ve  şehirlerini birlikte yönetmektedirler. O toplumda din veya ırk farkı  zenginlik olmuştur.

 

 

 

           

 

 



* Selçuk Ün. Eğitim Fak. Türkiye Cumhuriyeti Tarihi Öğr. Üyesi-KONYA ve Uşak Üniversitesi İktisadî  ve İdarî  Bilimler Fakültesi Dekanı-UŞAK

[1] Kosova Salnamesi, H.1304,  s. 203

[2] Durmuş Yılmaz, Fransa’nın Türkiye Ermenilerini Katolikleştirme Siyaseti, Sel-Ün  yayınları Konya 2001.

[3] Kosova Vilayet Salnamesi, (H.1311),  s. 210-211

[4] Kosova Vilayeti Salnamesi, , s. 211

[5] Kosova Vilayeti  Salnamesi (H.1304),  s. 311

[6] Kosova Salnamesi, s. 566

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695191
Bugün :   143
Aktif :   143

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com