FİLİSTİN
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

FİLİSTİN: ÇOK BİLİNMEYENLİ DENKLEM

 Prof. Dr. Durmuş Yılmaz

           Filistin halkı için 2009 yılı çok kötü başladı. Gerçi, hangi yıl iyi başladı, diye sorulsa bu soru da cevapsız kalır. 1949 yılı nasıl başladı ise, 2009 yılı da öyle başladı. Yani tam olarak 60 yıldır Filistin halkı  yıllara aynı şekilde başlıyor, aynı şekilde bitiriyor. Yöneticiler değişiyor, silahlar değişiyor, hatta sınırlar değişiyor, fakat Filistin halkının kaderi değişmiyor: Kan…Ölüm…Gözyaşı…

 

           1949 yılından beri devam eden bu sorun (Filistin Sorunu) acaba çözülebilir mi? Ya da ne zaman çözülür? Veya Nasıl Çözülür? Bu  sorulara bu gün hiç kimse  net bir cevap veremez. Zira Filistin Sorunu, Filistin halkını çoktan aşmış, uluslar arası bir boyut kazanmıştır. Eğer mesele Filistin halkı  ile İsrail  halkı arasında bir mesele olsaydı, ya da öyle kalsaydı bu sorun şimdiye çoktan çözülmüş olurdu. Bu gün görünen taraflar (İsrail-Filistin) gerçekte  olayın ya da oyunun aktörleridir. Yani oyunculardır. Bu oyunun yapımcısı da yönetmeni de  İsrail dışındadır.  Başta ABD vardır. Arkasında İngiltere vardır. Sonra da diğer AB ülkeleri. Bölge üzerinde de  ABD’nin müttefikleri vardır. Bunların başında da Türkiye, Mısır, Suudî Arabistan ve Ürdün gelmektedir. Irak da ABD’nin eline geçmiştir. İşte bu tablo içinde İsrail sadece bir KARAKOL’dur. ABD’nin Ortadoğu’da menfaatlerini korumakla görevli bir,  İLERİ KARAKOL. Filisitin’i de kendi karakolları yapmak isteyen ülkeler vardır.

  Bölgede başta İran olmak üzere  bir kısım devletler  ve örgütler Filistin üzerinden kendi siyasal hakimiyetlerinin savaşını vermektedir. İsrail’in son Gazze saldırısında bu durum çok net olarak ortaya çıkmıştır.Başında İsmail Haniya’nın bulunduğu Hamas Örgütü Gazze’de  toplanmış ve savaşı sürdürmektedir.  İsrail’in kuzeyinde, Lübnan sınırında  Hizbullah örgütü hakim güç durumundadır. Şimdi İsrail ordusu Gazze’ye saldırınca  herkesin gözü kuzeye, Hizbullah’a çevrilmiştir. Fakat saldırıdan bu yana bu gün itibariyle tam 10 gün geçmiş olmasına rağmen başında Nasrallah’ın bulunduğu Hizbullah’tan ses çıkmamıştır. Yine aynı şekilde Filistin’in Batı Şeria bölgesinde, başında Mahmut Abbas’ın bulunduğu El Fetih Örgütü hakimdir. Onlardan da ses çıkmamıştır. Görüldüğü gibi Gazze halkı,  diğer Filisitnli gruplar tarafından da yalnız bırakılmıştır.  İşte Filistin halkının yaşadığı felaketin asıl sebebi burada yatmaktadır. Bölünmüş Filistin.

Filistin istiklâli için savaşan bu 3 örgütten 2 tanesi (Hamas ve Hizbullah) siyasal görüş olarak Dinci (İslamist) bir çizgide bulunmaktadırlar. El Fetih daha ılımlı, kısmen laiktir. Örgütlerin bu özelliklerinden dolayı İran dışındaki  bölge  ülkeleri Hamas ve Hizbullah’ı kendi siyasal rejimleri için bir Tehdit unsuru olarak gördükleri için  destekleme hususunda  çok çekingen davranmaktadırlar. Bu ülkeler daha çok El Fetih ile birlikte hareket etme yanlısıdırlar.  Fakat 4 sene önce yapılan Filisitin seçimlerini de  Hamas kazanmıştır. Bu durum Filistin  meselesini gerçekten içinden çıkılmaz bir hale sokmuştur. Zira Hamas ve Hizbullah pek çok ülke tarafından Terör örgütü olarak tanımlanmaktadırlar. “Barış Yanlısı Örgüt”  olarak tanınan El Fetih ise seçimi kaybetmiştir. Kısacası 2005 seçimlerinde şekil olarak Filistin  halkı  Barışı değil de Savaşı tercih etmiş gibi görünüyor. İsrail  ve ABD  seçim sonuçlarını böyle yorumladı ve buna dayanarak da Filistin’de Hamas yönetimini meşru olarak kabul etmedi. Hatta Batı Şeria ve Gazze arasındaki geçişleri engelleyerek Filistin Hamas yönetimini işlevsiz bıraktı.

Tarihî  süreç incelendiğinde   hem Filistin halkı içinde hem de İsrail halkı içinde çözümü sadece “Savaş”  yoluyla görenlerin sayısı hiç de az  olmadığı görülecektir.  Bu gruplar, Barış için çalışanları bile düşman ilan etmekten çekinmemektedirler. Hatırlanacaktır, 17 Eylül 1978 tarihinde Mısır ile İsrail arasında  barış antlaşması imzalanmıştı. Bu süreç İsrailli ve Filistinli savaş yanlısı örgütler tarafından şiddetle eleştirilmiş ve antlaşmayı imzalayanlar “Hain” ilan edilmişlerdi. Bu barış sürecini ısrarla yaşatmak isteyen Enver Sedat 6 Ekim 1981 tarihinde  kendi askerleri içine sızmış suikastçılar tarafından vurularak öldürüldü. Antlaşmayı imzalayan Menahem Begin’in politikalarını sürdüren  İzak Rabin  de 1995 yılında aşırı dinci bir Yahudi genci tarafından Tel Aviv’de vurularak öldürüldü. Görüldüğü gibi Filistin Sorununda barışıcı yolları savunmak bile çok tehlikeli olmaktadır.

Son söz yerine: Bu gün ortada 2, hatta 3 Filistin vardır. El Fetih, Hamas, Hizbullah. Filistin halkı önce kendi içinde birlik ve berberliğini sağlamalıdır. Mehmet Akif’in şu mısraları tam da bu durum için yazılmış gibidir:

“Girmeden bir millete tefrika düşman giremez,

Toplu vurdukça yürekler onu top sindiremez.”

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695680
Bugün :   176
Aktif :   176

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com