ÖZGÜRLÜK HERKES İÇİNDİR
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

ÖZGÜRLÜK HERKES İÇİNDİR

Prof. Dr. Durmuş Yılmaz

Türkiye’de belki de en uzun süre tartışılan konuların başında “Özgürlük” gelmektedir. Şehid-i hürriyet Namık Kemal’in “Hürriyet Kasidesi”ni; Meşrutiyetin ikinci ilanının (1908) adının “Hürriyetin İlanı” olarak adlandırılmasını vs. bir kenara bıraksak bile , cumhuriyetten buyana da bu kavramı hep tartışıyoruz. Tartışmanın şekli de içeriği de hemen hemen aynıdır. Şöyle: İktidar mensupları sürekli olarak eski idare veya idarecileri suçlayarak onların özgürlükleri kısıtladıklarını iddia ile kendilerinin özgürlükleri (Hürriyet) genişlettiklerini ileri sürerler. Muhalefette bulunanlar da hep aksini söylerler. Özellikle Demokrasi Dönemi olarak adlandırdığımız 1946’dan günümüze kadar bu hep böyle olmuştur. 1950’li yıllarda Demokrat Parti idaresinin hür düşünceyi baskı altında tuttuğu hep iddia edilmiştir. Dergi ve gazetelerin kapatılması, yazarlarının tutuklanması, muhalefet partilerinin baskı altında tutulması, hatta muhalefet partilerinin çok oy aldığı Malatya, Kırşehir, Nevşehir gibi illerin statülerinin değiştirilmesi vb. uygulamalar DP muhalifleri tarafından şiddetle eleştirilmiş konulardır. D.P.döneminin sonlarına doğru kurulan Tahkikat Komisyonları ve Vatan Cephesi uygulamaları da muhalefetin çok tepkisini çekmiştir.

Devir değişmiş, 27 Mayıs darbesi olmuş, iktidar da el değiştirmiştir. Fakat özgürlük arayışı ve eleştiriler devam etmiştir. Bu defa da D.P.liler özgürlüklerinin peşine düşmüş, haklarının kısıtlandığından hep şikayet etmişlerdir. Sonraki yıllarda da “Özgürlük Şikayetleri” hiç kesilmemiştir. Darbeler, Müdahaleler, Muhtıralar, -şimdilik- son olarak da Bildiriler...Demokrasimiz bir hayli mesafe kat etti fakat Özgürlük şikayetleri hiç kesilmedi.

Son “Dinleme” olayını ele alacak olursak, AKP iktidarının zamanında ve hâlâ da- bir takım özgürlüklerin verilmediğinden hep şikayet etmiş olmasına rağmen, CHP başta olmak üzere muhalefet partilerinin, Anayasa Mahkemesi üye veya üyelerinin, hatta bazı kişi veya kurumların dinlendiği konusundaki şikayetleri ciddiyetle ele alıp aydınlatmak yerine muhataplarını ağır ifadelerle suçlayarak inkar yoluna gitmeleri tarihin tekerrüründen başka bir şey değildir. Yani iktidar konumunda iken özgürlükçü, muhalefete düşünce mağdur! Oysa yapılması gereken iddiaları ciddiye almak ve aydınlatmak ve gerçekten iddia edildiği gibi yasadışı bir eylem (Dinleme) varsa bunu yapanları adalete teslim etmektir. Bu tür suçlamalarda birinci muhatap İç İşleri bakanlığıdır. Hükümet veya Bakanlık olarak gerçekten hiç ilgileri olmasa bile siyaseten sorumlu İç İşleri Bakanlığıdır. Fakat İç İşleri Bakanının Meclis’deki konuşması her yönüyle bir garabettir. İddiaları araştırmak yerine CHP Genel Sekreterini suçluyor ve “... sen bir eski vali ile neden böyle konuşuyorsun... tarzında suçlamada bulunuyor. Oysa mesele ne konuşulduğu değil, bu konuşmanın dinlenip dinlenmediği meselesidir. Özgürlükçülere bakın! Kimin kimle ne konuşacağına sanki onlar karar verecekler!

Son zamanlarda bu tür demokrasi dışı tutumlar tartışılırken Emniyet Genel müdürlüğünün ya da İstihbarat Dairesinin ister istemez olayların içine çekildiğine şahit oluyoruz. Bu çok tehlikeli bir gidiştir. Devletin saygın bir kurumu olan Emniyet Genel Müdürlüğünün ve hayatları pahasına halkın güvenliğini korumaya çalışan polislerimizin böyle iddiaların içinde yer almasına asla gönlümüz razı olmaz. Emniyet Genel Müdürlüğü gibi saygın bir kurumun partiler arasındaki siyasal mücadeleye alet edilmesine izin veremeyiz. Özellikle emniyet içinde “Cemaatleşme” söylentileri yakışıksız olmaktan çok ürkütücüdür. İddia sahiplerinin daha dikkatli olmaları gerekir. Diğer taraftan Kurum mensuplarımız da bu şekilde algılanmalarına karşı bazı tedbirler almalıdırlar.

Bu gün iktidar olanlar elbette bir gün muhalefet, bu gün muhalefet olanlar da bir gün iktidar olacaklardır. Bu gün AKP’ye yaranmak için muhalefeti dinleyenler yarın da başka bir partiye yaranmak için AKP’yi dinlerler. Özgürlük herkes için olmalıdır. Özgürlüklerin bekçisi de elbette iktidardır. Muhaliflerinin özgürlüğünü korumak görevi de iktidarın sorumluluğundadır. İktidar saltanat yeri değil, sorumluluk yeridir. Demokrasi böyle söylüyor.

 

 

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695689
Bugün :   185
Aktif :   185

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com