Cumhurbaşkanlığı Seçimi
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

CUMHURBAŞKANLIĞI SEÇİMİ

Durmuş Yılmaz

 

Türkiye yavaş yavaş seçim sürecine giriyor. 16 Nisan'da başlayacak Cumhurbaşkanlığı seçimi 16 Mayıs'da tamamlanmış olacak. Arkasından da büyük bir ihtimalle Meclis seçim  kararı alarak tatile girecek ve yine büyük bir ihtimalle  Eylül ayının ilk yarısında  Genel Milletvekilliği  seçimleri yapılacak.

 Biz bu gün, Cumhurbaşkanlığı seçimi üzerine bir değerlendirme yapacağız. Bu seçimi, Anayasa'nın 101. maddesi her durumu dikkate alarak  düzenlemiştir. Madde şöyledir:

Madde 101.  Cumhurbaşkanı, Türkiye Büyük Millet Meclisince 40 yaşını doldurmuş ve yüksek öğrenim yapmış kendi üyeleri veya bu niteliklere ve milletvekili seçilme yeterliğine sahip Türk vatandaşları arasından 7 yıllık bir süre için seçilir. Cumhurbaşkanlığına Türkiye Büyük Millet Meclisi üyeleri dışından aday gösterilebilmesi, Meclis üye tam sayısının en az beşte birinin yazılı önerisi ile mümkündür. Bir kimse 2 defa cumhurbaşkanı seçilemez. Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir ve TBMM üyeliği sona erer.

Maddeden açıkça anlaşılacağı gibi Anayasa cumhurbaşkanının tarafsız olmasını öngörmektedir. Şu cümle özellikle dikkat çekicidir : ".Cumhurbaşkanı seçilenin varsa partisi ile ilişiği kesilir.". Bu cümle, anlam biligisi yönünden incelendiği zaman görülecektir ki, Anayasa cumhurbaşkanının partisiz (Trafsız)  olmasını öngörmektedir. Fakat partili birisi de seçilebilir, işte bu durumda partisinden ayrılması gerekecektir.Yani cumhurbaşkanının partisiz olması asıl, partili olması istisnadır. Bu güne kadar görev yapmış cumhurbaşkanlarımızı hatırlayacak olursak, Atatürk ve İnönü'yü ayıralım ( Tek partili dönem), 3. cumhurbaşkanı C. Bayar partilidir. 4. Cumhurbaşkanı C. Gürsel, 5. Cumhurbaşkanı C. Sunay, 6. Cumhurbaşkanı F. Korutürk, 7. Cumhurbaşkanı K. Evren, partisiz cumhurbaşkanlarıdır. 8. Cumhurbaşkanı T. Özal ve 9. Cumhurbaşkanı S. Demirel partili cumhurbaşkanlarıdır. Yani 10 cumhurbaşkanından  yalnızca 3'ü  partilidir. Bayar, Özal ve Demirel. Öyleyse 11. Cumhurbaşkanı kim olmalıdır? Sorunun cevabını elbette TBMM verecektir. Fakat biz şunu söyleyelim: Eğer 11. Cumhurbaşkanı siyasal partilerden ve hele hele Genel Başkan Erdoğan olacak olursa bu durum bir ictihat gibi algılanacak ve bundan sonra, cumhurbaşkanının, hangi döneme denk gelirse o dönemde Meclisde çoğunluğu bulunan partinin genel başkanının olması gelenek haline gelecektir. Biz bunu doğru bulmuyoruz. Sebebine gelince,  önce şu tespiti paylaşalım:1- Cumhurbaşkanı tarafsız olmalıdır; 2- Cumhurbaşkanı halkın tamamını temsil etmelidir; 3- Cumhurbaşkanı devleti temsil etmelidir; 4- Cumhurbaşkanı her türlü tartışmanın dışında olmalı ve kalmalıdır.

Şimdi insaf ile düşünelim: Acaba  parti genel başkanlarımız bu 4 maddeye uygun  insanlar mıdır? Bu gün, Sayın Erdoğan'ın tartışmalardan uzak,  milletin birlik ve bütünlüğünü temsil ettiğini ve hele hele tarafsız olduğunu ya da olabileceğini kim iddia edebilir! Esasen işin doğası gereği politikacılar tarafsız olamazlar. Bu sadece hukukî açıdan olur ve o da kâğıt üzerindedir.  Bizim düşüncemize göre, cumhurbaşkanı partililerden  (TBMM  içinden) olmamalıdır. Yüksek Yargı organlarımızın başkanlarından, Üniversitelerimizin saygın  rektör ya da profesörlerinden, YÖK başkanlarından, TSK'nın saygın komutanlarından, saygın büyükelçilerimizden, saygın valilerimizden, kısaca, devletimize hizmet etmiş  saygın insanlarımızdan seçilmelidir. Bu yolu açık tutmanın ve  hatta gelenekleştirmenin  Türkiye açısından daha faydalı olacağını düşünüyoruz.. 

Bu günkü duruma bakacak olursak, bizim bu söylediklerimiz pek itibar göreceğe benzemiyor.Yaklaşan cumhurbaşkanlığı seçimleri, ülkemizde konuşulmaya devam ediyor ve herkes cumhurbaşkanının Meclis içinden seçilmesi gerektiğini düşünüyor. AKP henüz tavrını ve kararını açıklamış değil. Fakat tablo da yavaş yavaş ortaya çıkıyor. Bu gün itibariyle sayın Erdoğan cumhurbaşkanlığı adaylığından vaz geçmiş gibi  gözüküyor. Benim izlenimim  Sayın Arınç'ın ileri çıkarılacağı yönündedir. AKP'nin Millî  Görüş tabanlı radikal kanadı da bunu istiyor. Zira biliyorlar ki, Erdoğan partinin başından ayrılırsa, akıbetleri  geçmişteki ANAP ve DYP gibi olacaktır. Bunu istemiyorlar ve  önümüzdeki genel seçimlerden de tek başına iktidar olmasa bile  birinci parti olarak çıkmayı hedefliyorlar. Diğer bir husus da, Çankaya'a bir Millî Görüş kökenli AKP'li oturttuktan sonra elde edilecek bir AKP iktidarı beklenilen (!) radikal değişiklikleri yapabilecektir. Seçmen tabanında böyle fısıltılar dolaşıyor. ".Cumhurbaşkanı bir değişsin." diyerek başlanılan konuşmaların hangi cümlelerle bittiğini henüz bilemiyoruz. Belki de hiç bilemeyeceğiz. Hatta hiç bilmesek daha iyi olur!      

 

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695160
Bugün :   112
Aktif :   112

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com