TÜRK VE TÜRKİYE
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 

TÜRK'Ü TARTIŞMAK TÜRKİYE'Yİ TARTIŞMAK DEMEKTİR!

    Son günlerde, Başbakan anlamsız bir tartışma başlattı. Anlamsız olduğu kadar da abes ve bilimsel dayanaktan yoksun. Tarih nosyonu olmayan, "Millî Değerler" ve "Millî Kimlik" konusunda alt yapıları olmadığı halde kendilerini fikir ve düşünce adamı sanan bir takım yazar-çizer, her zaman olduğu gibi yine gazete sayfalarında ve TV ekranlarında boy göstermeye başladılar. Sanki tartışılan konuyla uzaktan yakından bir ilgileri varmış gibi sadece konuşmakla kalmıyorlar, yol da gösteriyorlar. Gösterdikleri yola bakın! Eğer Anayasa'nın 66. maddesinin dediği gibi "Herkes Türktür" denilirse, ülkede isyan çıkarmış!
    Şimdi herkesi düşünmeye davet ediyorum: Acaba birileri insanları dolaylı yoldan isyana mı çağırıyor! Durup dururken kimse Anayasa'da böyle yazıyor diye isyan etmez. Anayasa'da o madde tam 81 yıldan beri vardır. Ne zaman insanlar isyan etmiş? Bu günkünden önce tam 58 Hükümet kurulmuş, yine, bu günkünden önce 21 kere seçim yapılmış, parlamento toplanmış. Aynı madde 1924, 1961 ve 1982 Anayasalarında olduğu halde acaba bu gün mü fark edilmiş de insanlar buna isyan edeceklermiş! Şimdiye kadar isyan etmemişler de neden şimdi isyan edecekler? Bu Anayasalar halk oyundan geçerken acaba Kürtler ya da başkaları buna "Hayır" mı demişler!
Acaba, Türkiye'de insanların sorunu Anayasa'nın 66. maddesinden mi kaynaklanıyor? Bu madde değişirse, işsiz insanlar iş sahibi mi olacaklar? Doktorsuz kasabalara doktor mu gidecek? Üniversiteyi kazanamayanlar üniversite mi kazanacaklar? Yolu olmayan köylere yol mu yapılacak? Evet, 66. madde değişirse hangi sorunumuz çözülecek?
    Hangi sorunların çözüleceğini bilemem! Fakat hangi sorunların ekleneceğini çok iyi biliyorum:
1.Halkımız, Türk olan ve olmayan diye bölünecek, mahalleler, hatta apartmanlar ayrışacak,
2.Yurdumuz Türklerin yaşadığı ve diğerlerinin yaşadığı yerler diye bölünecek
3. Türk'ün dışında yalnızca Kürt değil, daha başka bir çok milliyet türeyecek.
4. Yeni türemiş milliyetler bir birleriyle mücadele etmeye başlayacak,
5.Her milliyet tekrar tekrar bölünecek, Kürtler: Kırmanç, Zaza,; Çerkezler: Karaçay, Kabartay vs. çoğalacak,
6.Türkiye çok uluslu bir topluluk haline dönüşecek
7.Türkiye üzerinde siyasal emeli olan devlet veya devletlerden her birisi bu halklardan birine kanca atacak, onun koruyucusu olacak,
8. Siyasal yapılanma etnisite temeline oturacak, propaganda yapılırken "Türk'tür, Kürt'tür " vs. söylemleri öne çıkacak, başka parti veya adaylara oy verenler, kendi cemaati tarafından "Hain, işbirlikçi." vs. ilan edilecek,
9.Her çeşit seçme sınavında etnisite öne çıkacak, "Bizden" ya da "Bizden değil" kavramları kullanılacak,
10.Her çeşit güvenlik hizmetinde aynı şekilde "Bizden" ya da "Değil" ayrımı yapılacak,
11. Bankalar kredi verilerken, "Bizden" ya da "Değil" ayrımı yapacaklar, İnsanlar kefil olurlarken aynı şekilde davranacaklar.
12. Derste zayıf not alan öğrenci, velisine "Öğretmen bizden değildi" diyecek.

Acaba arzu edilen bu mudur? Biz hiç şüphe etmiyoruz ki, budur!.

xxx                xxx                xxx


Şimdi gelelim meselenin tarihî boyutuna: Önce şunu bilelim ki, devletin kimliği de milletin kimliği de tarihin içinde süzülerek çıkar. Hiç kimse durup dururken Devlet ya da Millet adı koyamaz. Ne Selçuklu devletinin adı, ne Osmanlı devletinin adı ne de Türkiye Cumhuriyetinin adı böyle konmamıştır. Aynı şekilde Türk Milleti'nin adı da, Rus milletinin adı da, İngiliz milletinin adı da, böyle konmamıştır. Bu gün modern dünyada var olan devlet ve millet isimleri, imparatorlukların milliyet esasına göre dağılması ile ortaya çıkmıştır. Osmanlı imparatorluğunu meydana getiren unsurlardan Sırplar, Sırbistan'ı; Yunanlar, Yunanistan'ı; Bulgarlar Bulgaristan'ı kurarak kopmuşlardır. Osmanlı devleti Müslümanları bir arada tutmaya çalışmışsa da ne Araplar, ne Arnavutlar buna yanaşmamışlar ve kendi devletlerini kurmuşlardır. İşte o zaman Türkler de kendi devletlerini kurmuşlardır. Şimdi soralım: Bu yeniden yapılanma meydana gelirken acaba Kürtler neredeydi? Cevabı , TBMM Zabıt Ceridelerindedir. Merak edenler, 1921, 1922, 1923 yıllarının tutanaklarını okusunlar. Onlara kolaylık olsun diye biz bazı nokta tarihler verelim: TBMM Zabıt Ceridesi, C.9, s. 170 (31 Mart 1921), Erzurum Mebusu Necati Bey'in konuşmasından:
".Doğu Anadolu'da binlerce yıldan beri yaşayan Turanlı bir kavim vardır ki, bu gün onlara Kürt denmektedir (.) Turanlı menşe'e sahip bu insanların Türk'ten ayrılığı yoktur. Asla ayrı bir millet değildirler.(.) Efendiler, benim annem Kürttür. Şimdi Avrupalıların entrikaları arkasından benim annem nasıl gider? Unutmayın Efendiler, bu gün ikiye ayrılmak istenen millet tek bir milletdir."

TBMM Zabıt Cerideleri C.9 s. 133, (1 Nisan 1921),
Güneydoğu Anadolu halkı adına TBMM'ye çekilen bir telgraf. Altında 13 Aşiret Reisi ve eşraftan 4 olmak üzere 17 imza var:
".Kürtler küçük lokmanın çabuk yutulacağını çok önceden anlamışlardır. Türk birliğinden ayrılmak isteyenleri Kürtler kendilerinden saymazlar (.) Kürtlerin mukadderatı Türklerin mukadderatı ile tevemdir (ikizdir).(.) Biz Kürtler düvel-i itilafiyeden (Avrupalı devletler) asla merhamet dilenmeyiz. Hükümet nezdinde Kürtlüğün ayrı bir unsur olarak telakkisini hiçbir zaman işitmek istemiyoruz.."

TBMM Zabıt Ceridesi , C. 26, s.190 (25 Ocak 1923), Bitlis Mebusu Yusuf Ziya Bey'in Konuşmasından:
".Arkadaşlar, Kürt vatandaşlar bütün kanaatlerini bir umdede topladılar: O da Türklerle tevhid-i mukadderattır Varlıkları bu umdeye bağlanmıştır. Bu gün Kürtler Suriye'nin , Irak'ın akıbetini görüp dururken hiçbir iğfalata gidemezler."

xxx            xxx            xxx   

Yukarıya yalnızca çok kısa olarak aldığımız ve tamamı saatlerce süren ve sayfalarca tutan konuşmaların sebebini her halde anlamışsınızdır. 1921 yılından itibaren İngiliz ve Fransızlar, Kürtleri ileri sürerek Türkiye'yi bölmek ,Kürtleri de Türkiye'den ayırmak istiyorlar. Mart 1921 Londra Konferansında ve sonraki görüşmelerde ve nihayet Lozan konferansında Avrupa hep Kürtleri ileri sürüyor. O zaman vatansever Kürt halkı, ortaya koyduğu cesur tavrı ile Avrupa'nın bu oyununu bozuyor. Meclisdeki Bitlis, Diyarbakır, Van, Mardin, gibi illerimizin milletvekilleri konuşmalar yaparak Avrupa'nın, Kürtlerin koruyucusu gibi ortaya çıkmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Ayrıca Güneydoğu halkı TBMM Başkanlığına çektikleri telgraflarla Avrupalıların tavırlarını protesto ediyorlar ve Türk Birliği içinde olduklarını ve olmaya da devam edeceklerini çok veciz ifadelerle dile getiriyorlar.
İşte gerçek budur. Bir kere daha tekrar edelim: Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları müttehit (birlik halinde) ve mütecanis (uyumlu) bir kütledir. Kahramanlıklarla dolu tarihi birlikte yapmışlardır. Türkiye Cumhuriyeti Misak-ı Millî'nin ifadesiyle "Dinen, Irken, Emelen" bir olan bu milletin eseridir. Bu milletin adı Türk Milletidir, önderi de Mustafa Kemal Atatürk'tür
Hiç kimse bu millete başka bir ad aramasın. Şimdi bu sayfadan onlara çağrıda bulunuyorum. "Türk Milleti" yerine akıllarından ne geçiyorsa açıkça söylesinler. "Türk Milleti demeyelim" diyenler ne deneceğini de söylesinler. "Türkiyeli" mi "Anadolulu" mu, her ne düşünüyorlarsa açıkça söylesinler de biz de cevabını verelim. Biz çok iyi biliyoruz ki, Türk'ü tartışmaya açabilirlerse, ardından Türkiye'yi tartışmaya başlayacaklardır. Eğer Türk'ü , bir etnik grup olarak kabul ettirebilirlerse, sırada devletin ve yurdun adı vardır. Onu da tartışmaya başlayacaklardır. Kimse ihanetini demokrasi, ya da özgürlük perdesiyle gizlemeye kalkmasın! Her şey o kadar açık ki. Kimse karnından konuşmasın!
Son söz: Türk'ü tartışmak, Türkiye'yi tartışmaktır, Atatürk'ü tartışmaktır. Ağzında laf geveleyenlerin asıl maksadı budur.    
.

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695541
Bugün :   37
Aktif :   37

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com