Yükselen Türk Milliyetçiliği
< - Geri Dön Eklenen Yorumlar Yorum Ekle 


YÜKSELEN TÜRK MİLLİYETÇİLİĞİ
Doç. Dr. Durmuş Yılmaz

    Son günlerde Türkiye'de bir milliyetçilik tartışması başladı. Bazıları, "Yükselen Milliyetçilik" diyerek "Türk" kavram ve anlayışı da başta olmak üzere bir kısım mukaddeslerimizi tehlikeli bir düşünce ve fikir olarak tanıtma gayretkeşliğine girdiler. Şunu hemen belirtelim ki, "Türk", Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının ortak adıdır. 1924 Teşikilat-ı Esasiyye Kanunu 88. maddesinde; 1961 Anayasası 54. maddesinde; 1982 Anayasası 66. maddesinde, vatandaşın adını "Türk" olarak tanımlamışlardır. Bu Anayasaların hepsi de Türkiye Cumhuriyeti vatandaşları tarafından halk oylamasında yüksek oranda kabul oyu alarak benimsenmiştir. Türkiye'de yaşayan ve Anadili ya da ırkı farklı olan insanlar da saydığımız anayasalara zamanında "EVET" oyu vermişlerdir. Zira "Türklük" vatandaşlarımızın ortak adı ve değeridir. Osmanlı devleti yıkıldıktan sonra kurulan devletimiz ( Türkiye Cumhuriyeti) bu adı benimseyenler tarafından kurulmuş, ulu Önder Mustafa Kemal de 1 Mart 1922 tarihinde Meclisi açış konuşmasında "Türkiye Devletini kuran halka Türk Halkı denir" diyerek halkın da vatandaşın da adını belirlemiştir. Bu konuşma milletvekillerinin alkışlarıyla karşılanmıştır ki, onların içinde Anadili Kürtçe olan ve Türkçe'yi zor konuşan milletvekilleri de vardır. Yani "Türklük" İstiklâl Savaşı sürerken halkımızın benimsediği Kurucu Düşünce'nin adıdır. İşte bunun içindir ki, sonraki bütün Anayasalarda vatandaşın adı olarak zikredilmiştir. Anayasa hükmü ve emri olan "Türk" adını hiç kimse tartışmaya açamaz ve tartışamaz. Aksini yapanlar Anayasa suçu işlemiş olurlar. Anayasa'nın vatandaşı adlandıran 66. maddesi değişirse o zaman konuşuruz. Şimdi gelelim Milliyetçilik meselesine:
    Kelimenin kökeninden bahsedecek olursak, Millet-Milliyet-Milliyetçi-Milliyetçilik şeklinde bir tablo görürüz. Demek ki, asıl olan Millet'dir. Bilimsel izahta kabul edilmesi gereken sistem böyledir. Yani Milliyetçiliğin tanımını yapmak için önce Millet'i tanımlamak gerekir. Yani, "Millet"i nasıl tanımlarsanız Milliyetçilik ona göre tanımlanır. Bizim millet tanımımız Atatürk'ün tanımıdır. Yukarıda söyledik, Atatürk "Türkiye devletini kuran halka Türk Halkı denir" dediğine göre Millet devletimizi kuran halktır. Bu halkın adı da Türk Halkı'dır. İşte Milliyetçiliğin temeli bu, yani Türk Milliyetçiliği'dir. Bir kere daha tekrar edelim ki, Türk Milleti'nin siyasal varlığı Türk Milliyetçiliği fikir sistemi üzerinde yükselir. Devletimizin kuruluş felsefesi budur. En büyük Türk Milliyetçisi de hiç tartışmasız Atatürk'tür.
    Yukarıdaki kısa değerlendirmeden de anlaşılacağı gibi, Türk Milliyetçiliği, kucaklayıcı, kapsayıcı, bütünleştirici bir ideolojidir. Irkı ve etnik kökeni değil, kültürü esas almaktadır. Bunun için de dogmatik değil, tam aksine pragmatiktir. Türk Milleti'nin birlik ve bütünlüğünün sağlanmasında ve korunmasında en önemli faktör Türklüktür. Zira Türklük, üzerinde herkesin anlaşabileceği, üzerinde milli mutabakat sağlanmış en doğru çizgidir. Türk Milleti'nin bütün fertleri bu çizgi üzerinde buluşacak ve toplanacaktır. "Ne Mutlu Türküm Diyene" sloganı, her Türk vatandaşının gururla söyleyebileceği bir slogandır. Zira bu slogan, yurdundan atılmak istenen, esaret zincirine vurulmak istenen, mukaddes değerleri ayaklar altına alınmak istenen Türk Milleti'nin şahlanmasını ve tarihin en şanlı zaferlerini kazanarak istiklâline yeniden kavuşmasının haklı gururunu anlatmaktadır. Çanakkale'de, Sakarya'da, Dumlupınar'da istiklâl mücadelesi veren ve vatan savunması yapan insanların gururunu ve mutluluğunu ifade etmektedir. Bu slogandan ancak sayılan zaferlerde payı olmayanlar rahatsız olur. Şunu çok iyi bilmeliyiz ki, Atatürk'ün, cumhuriyetimizin 10. şeref yılı konuşmasında söylediği bu sözün muhatabı asla ve asla Türkiye'de yaşayan ve Anadilleri farklı olan insanlar değil, yani Kürtler, Çerkezler ve diğerleri değil, Türk Milleti'nin istiklâline göz dikmiş ve yurdunu işgal etmiş olan sömürgeciler ve onların iç ve dış destekçileridir. Yoksa Ulu Önder, Millî Mücadeleyi birlikte yürüttüğü ve zaferi paylaştığı milletini neden Türk olan ve olmayan diye ayırsın? "Türkiye Devletini kura halka Türk Halkı denir" diyen o değil mi?
    Bu gün "Türk Milliyetçiliği yükseliyor" türünden cümlelerle güya bir tehlikeye işaret edercesine endişelerini dile getirenler, belli bir zamandan beri silahlı terör örgütü ile kol kola gezen ve Türkiye'de sözde insan hakları savunuculuğu yapan tahrikçi ve ajan provokatörlere neden bir çift söz söylemezler! Ya bunların Avrupalı yandaşlarına ne demeli! Her gelişlerinde onları alıp Diyarbakır'a götürenler acaba ne yapmak istiyorlar? Türk Milliyetçiliğinden endişe duyanlar yabancı basında Güneydoğu Anadolu bölgesinden "Kürdistan" diye bahsedilmesine neden ses çıkarmıyorlar?
    Bir de Trabzon meselesi var. TAYAD (Tutuklu Aileleri Yardımlaşma Derneği) üyesi olduklarını ileri süren bazı kişiler bildiri dağıtmak istiyorlar. Biz çok iyi biliyoruz ki, bu TAYAD, Şehit Aileleri Yardımlaşma Derneği karşıtı olarak kurulmuştur. Türkiye'nin bir çok yerinde teröristleri savunan bildiriler dağıtmışlardır. Trabzon'u seçmişler ve halkın tepkisini ölçmeye buradan başlamışlardır. Trabzon halkı da gereken cevabı vermiştir. Unutulmasın ki, Türkiye sahipsiz değildir, her yer Trabzon'dur. Türk halkının içindeki millî duygu ve heyecanı öldürdüklerini sananlar yanıldıklarını anlamışlardır, hepsi bu!
    Sonuç olarak, Türk Milliyetçiliğinden ve onun yükselmesinden kimse endişe duymamalıdır. Asıl endişe kaynağı, Türk Milleti'nin birlik ve bütünlüğünü tehdit eden bölücü, ayırıcı etnik milliyetçilik (Mikro milliyetçilik)tir. Kürt veya başka adlar öne çıkarılarak, 1920'lerde Avrupalı sömürgecilerin hayali olan Anadolu üzerinde Kürdistan ve Ermenistan kurma fikri tarihin çöplüğündedir ve asla oradan çıkmayacaktır, çıkamayacaktır. Türkiye Cumhuriyetinde Egemenlik kayıtsız şartsız Türk Milleti'nindir ve Misak-ı Millî sınırları içinde başka hiçbir zümre kendisine egemenlik alanı bulamayacaktır.
   

< - Geri Dön

ÖZ GEÇMİŞ
İLETİŞİM
ZİYARETÇİ DEFTERİ
DİĞER BAĞLANTILAR
ANASAYFA
Vefat ve Teşekkür
GERİ DÖN
Ziyaretçiler
Toplam :   1695237
Bugün :   189
Aktif :   189

Örnek Köy


Anasayfa | Makalelerim | Kitaplarım | Güncel | Anketler | Yazılarım | Tartışalım | İletişim | Ziyaretçi Defteri | Öz Geçmiş

Web Tasarım: www.linearyazilim.com